A Vampyre Story
A Vampyre Story'nin en büyük artılarından birini ne oluşturuyor derseniz; tamamı el çizimi olan bu mekanlar inanılmaz bir atmosfer içinde olmanızı sağlıyor.
 
A Vampyre Story, üçüncü kişi görüş açısından oynanan bir Point & Click macera oyunudur. Kontrolümüzde ise Mona LaFitte adında bir vampirella var ve oyunun konusu da Draxsylvania diye bir kasabada geçiyor. Mona bir opera şarkıcısı ve Paris'e gidip orada şarkı söylemek de en büyük arzusu; fakat Shrowdy Von Kiefer adında bir vampir tarafından kaleye kapatılmış ve dışarı çıkmasına izin verilmemektedir. Fakat günün birinde Shrowdy ülkedeki  vampir avcıları tarafından öldürülüyor ve nihayet Mona'nın da bu tutsaklıktan kurtulma vakti geliyor. Oyunumuz tam burada başlıyor. Mona'yı kaleden dışarıya çıkartmaya çalıştığınız bir senaryo ile işe koyuluyorsunuz.

Kahramanımız Mona bir vampir olmasının avantajlarını pek çok defa kullanıyor ve siz de oyun içerisinde buna şahit olup bunlardan faydalanıyorsunuz. Nedir bunlar? Birincisi Mona bir vampir ve aynı zamanda yarasaya dönüşebiliyor. Bu sayede Mona için aslında gidilemeyecek bir yer yok anlamı da çıkartılabilir. Fakat ne yazık ki uçabiliyor olmasına rağmen onu pencereden bile dışarı çıkartamıyoruz, çünkü bulunduğu kalenin etrafı Shrowdy tarafından bir lanetle izole edilmiş durumda ve bu yüzden Mona'nın dışarı çıkma gibi bir şansı maalesef yok. Madem öyle siz de etraftaki bulmacaları çözerek ve diğer insanlarla konuşarak kaleden nasıl çıkılacağının, daha doğrusu öncelikle üzerinizdeki bu lanetten nasıl kurtulacağınızın yolunu arıyorsunuz. Mona'nın diğer özelliklerini sıralamaya devam ettiğimizde kendisinin çok güzel bir sese sahip olduğunu ve olaylara çok sempatik yaklaştığından söz etmek gerekir; zaten ilk birkaç dakikada hafif utangaç tavrından, mimiklerinden ve tepkilerinden bunu fark edeceksiniz. Bunda her ne kadar Froderick'in de çok çok büyük etkisi olsa da Mona gerçekten de uzun süredir bir oyunda yalnız olduğumu bana hissettirmeyen, dolu dolu bir karakter. Herhangi bir konu hakkında konuşurken yanında Froderick ile birlikte yorumlarda bulunuyorlar; tabii Froderick biraz daha lafını esirgemeyen bir tip, aralarındaki diyaloglar tekrar tekrar dinlenesi derecede zevkli. Oyunun neredeyse tamamında Mona'nın vücuduyla verdiği tepkiler ise asla birbirine tekrar etmiyor; adeta bir film gibi baştan sona kadar Mona'nın her hareketi bilinçli.

Oyunun mekanlarında dolaşırken özellikle ilk dikkat edeceğiniz şey grafikler diyebilirim. A Vampyre Story'nin en büyük artılarından birini bu oluşturuyor ki tamamı el çizimi olan bu mekanlar oyunda inanılmaz bir atmosfer oluşturuyor. Genellikle koyu tonların hakim olduğu renklerle oluşturulmuş genel oyun dünyasında fazlasıyla bir kasvet var; fakat bu negatif bir özellik değil, aksine oyunun kendi içinde daha da bir yoğun yapıya bürünmesine sebebiyet vermiş. Grafiklerin çoğunlukla bu şekilde oluşu gözlerinizi fazla da yormuyor, zaten ekranda tıklayarak hareket ettirdiğiniz ana karakter Mona dışında bazı ufak tefek detayları da saymazsak hemen hemen her şey sabit. Sırf bu nedenle grafiklerden biraz da sade olduğu şeklinde bahsedebiliriz. Bu sadeliğin getirisi de yanınıza almanız gereken cisimleri ararken çok da zorlanmıyor olmanızdır. Her ne kadar çoğunlukla oyun dünyasının birer parçasıymış gibi görünse de yatağın altında duran bir şişe veya aynanın önündeki kutu kendini belli ediyor. Piksel avcılığı yapmıyor oluşunuz bu bakımdan büyük de bir avantaj. Kaldı ki A Vampyre Story hiç de bunu amaçlamamıştı. Oynanış olarak A Vampyre Story size genel kalıpların çok dışında yapılması gerekenlerin hakkını veriyor. Oyun dünyası ile olan etkileşiminiz genel olarak sağ tık, sol tık ve space tuşu ile sağlanıyor. Buna göre sol tık ile tıkladığınız bir yere, eğer kullanılabilir bir cisim veya insan değilse Mona yürüyerek gidiyor. Yürüme esnasında Space'e basarsanız anında oraya varmış oluyorsunuz. Sağ tık ise ekran geçişlerini anında gerçekleştirmek için kullanılıyor. Yürüme işinin böylesine aşırı kolaylaştırılmış olmasının en büyük nedeni Mona'nın adeta kaplumbağa hızıyla hareket ediyor olması. Bununla beraber sol tıkla bir cismin üzerine tıkladığınızda dört farklı etkileşim şıkkı çıkıyor. Bunlar aracılığıyla konuşabilir, inceleyebilir, üzerine uçabilir veya cebinize atabilirsiniz. Kullanımı kolay olsa da bir süre alışmakta zorluk çekebileceğiniz özelliğini tıkladıktan sonra parmağınızı çekerseniz bu menünün kayboluyor olması oluşturuyor.

Yapımcılar envanterinize alacağınız cisimlerde kısmen de olsa hoş bir yöntem izlemişler. Buna göre karakterimiz Mona ağır olduğunu düşündüğü veya yanında taşımak istemediği cisimleri aklının bir köşesine not ediyor ve bunu yaparken de aynı zamanda bu cisimleri envanterine işliyor. Daha sonra o cismin kullanılmasını gerektiren bir durumla karşılaştığında yarasa haline bürünüp gidip o cismi alıp geliyor ve kullanıyor. Envantere koyduğunuz cisimleri birbirleriyle kullanıp yeni cisimler elde etmeseniz bile onların farklı kullanım yanlarını ortaya çıkarıyorsunuz. Örneğin Froderick'i bazı cisimlerle kullanıp aynı anda başka yerlerdeki olayları da kontrol altında tutabiliyorsunuz. Bulmaca yapısı bakımından A Vampyre Story, sizi fazla zorlamayacak bir yelpazede önünüze seriliyor. Elde edeceğiniz cisimleri bir yerlerde kullanmanıza ve karşınızdakilerle konuşmanıza dayalı ilerleyiş gösteriyorlar ve, söylediğim gibi, bulmacaların sıklığı nedeniyle onları çözerek devam etmeniz gerektiği için oyun sizi özellikle zorlamamaya çalışıyor. Sesleriyle de A Vampyre Story'nin iyi bir oyun olduğunu söyleyebiliriz. En çok sesini duyduğunuz karakter olan Mona'nın seslendirmesi bir harika arkadaşlar. Verdiği tepkiler inanılmaz. Diyaloglar zaten aşırı eğlenceli ve güldürücü. Froderick ile birlikte Mona'nın konuşmaları, bulundukları durumu değerlendiriş tarzları ve Froderick'in esprileriyle Mona'nın kıkırdaması tam anlamıyla efsanevi. Uzun bir süredir oynadığım ender eğlenceli oyunlardan biri olduğunu söyleyebilirim. Bill Tiller ve eski LucasArts gerçekten bu işin nasıl yapılması gerektiğini hiç sulandırmadan ortaya koymuşlar. A Vampyre Story macera türünün günümüzdeki en iyi arşivlik örneklerinden birisidir.


mac oyunlarõ