Medal of Honor: Spearhead & Breakthough
Medal of Honor: Allied Assault'un en güzel yanı size oyunun içinde yaşadığınız hissini vermesidir. Bunu elbette ki oyunu ilk kez oynarken en üst düzeyde hissediyorsunuz.
 
Kendinizi bir anda düşman üssüne sızıp SAS ajanını kurtaracak bir ekibin içinde buluyorsunuz. Çünkü oyun sırasında zaman zaman sizinle birlikte çarpışan ekibin bir parçasısınız ve bu ekipteki hiçbir askere komuta etmiyorsunuz. Onlar sizin konumunuza (veya rütbenize) göre ya sizin etrafınızda sizinle birlikte veya görevi tamamlamak için kendi kafalarına göre hareket ediyorlar. Başlangıçta diğer askerleri kontrol edememek bir eksiklikmiş gibi görünse de ilerleyen bölümlerde komuta etmemenin daha mantıklı olduğunu anlıyorsunuz. Medal of Honor yaklaşık 20 civarında bölümden oluşuyor. Ancak oyun 6 büyük görev ve bunların altında bol miktarda ara görevlerden oluşuyor. Oyunda görsel açıdan ve oynayış sırasında sizi sürekli şaşırtacak her türlü yenilik ve artistliği yapmışlar. Görsel güzellikleri bir kenara bırakacak olursak, oyunu düz bir FPS olmaktan kurtaran bol miktarda çeşni sunmuşlar. Herşeyden önce görevler kesinlikle birbirinin kopyası değil, her görevde farklı farklı yeniliklerle karşılaşıyorsunuz. Birinde cip üzerinden etrafa terör saçarken, bir diğerinde bunu tankla yapıyorsunuz. Hele hele üçüncü görev başlarken kendinizi çıkarma teknesinde gördüğünüzde neredeyse sevinçten ağlayacak, zevkten yarılacak gibi hissediyorsunuz. Çok değil, 30 saniye içinde kendinizi Er Ryan'ı Kurtarmak filminin çıkarma sahnesinde oynar buluyorsunuz çünkü. Evet, en sonunda bir oyunda Omaha Beach çıkarmasına katıldık. Wolfenstein'ta da grafikler iyiydi, karakter animasyonları başarılıydı ama MoH'ta bunu  aşmışlar. Grafik konusunda MoH'un çok büyük bir üstünlüğü olduğunu söyleyemem fakat düşman animasyonlarına gelince durum değişiyor. MoH'ta çoğu zaman karşınızda gerçekten bir insan varmış gibi hissediyorsunuz. Adamlar yuvarlanıyor, saklanıyor, kapı arkasında pusuya yatıyor, el bombası attığınızda bağırarak kaçışıyor ve zaman zaman da bunları yakalayıp geri atıyor, sabit makinalı tüfek yuvalarındaki adamları vurduğunuzda arkasından yenisi gelip makinalının başına geçiyor, bazısı korkudan büzüşüp kalıyor bazısı da yine korkudan ortalığa rastgele ateş ediyor... Karakter animasyonları açısından baktığımızda oyun çok başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Özellikle müzikleri çok başarılı. Sesi kapatınca oyun heyecanını kaybediyor. Dikkat ettiyseniz iyi filmlerin arkasında çok başarılı müzikler vardır. Nitekim oyunda müzikler görevlerin o anda içinde bulunduğunuz atmosferine o kadar güzel yakıştırılmış ki hem konsantrasyon hem de heyecanınızı önemli ölçüde arttırıyor. Yanlız tüm sesler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Efektler vb. artık hemen hemen her oyunda gerçeğe yakın diyebileceğimiz kalitede yapılıyor. Fakat adamınızın yürürken çıkarttığı sesler biraz fazla abartılmış. Diyebilirsiniz ki adamın sırtında çanta, üstünde bir sürü silah ve cephane var, normaldir. Özellikle multiplayer oyuna girecek olursanız (bu arada multiplayer map'larin 2-3 kişilik oyunlar için çok büyük olduğunu söylemeliyim. Adamınızın çıkardığı sesler yüzünden başka şey duyamıyorsunuz çoğu zaman. Bir de bu efektler biraz gecikmeli geliyor sanırım, siz durduktan 1 saniye sonra duruyorlar. Düşmanın ayak seslerini duymak için hareketsiz kalmanız gerekiyor. Ayrıca duyduğunuz seslerin binanın birkaç kat yukarısından geliyor olması da oldukça mümkün. Oyunlarda yapay zeka gibi görünen şeylerle gerçekten düşünen şeyleri birbirine karıştırmamak gerek. Konumuz MoH olduğundan örneği de buradan verip eleştireceğiz tabi... Oyunda yanınızdaki diğer askerlerle birlikte ilerlerken (çoğu oyunda bu böyledir) bir çizgiyi geçtiğiniz anda birdenbire düşmanlar saldırır veya ona benzer ve her oynayışınızda tekrarlanan şeyler olur durur. Pusuya düşersiniz, yanınızdaki adam ölür vs. vs. Özellikle MoH gibi lineer oyunlarda başarıya ulaşmak için izlemeniz gereken tek bir yön vardır ve siz bu senaryonun belli aşamalarına geldiğinizde hep aynı şeyler tekrarlanır. Tekrarlanan bu şeylerin yapay zekayla bir ilgisi yoktur. Saldırıya uğrama sıklığı veya saldıran düşman sayısı gibi, tekrarlanan bu şeyler oyunun zorluk derecesine göre farklılık gösterir.

FPS oyunlarında her bir düşmana ileri derecede yapay zeka kazandırırsanız o oyunu çalıştırabilecek işlemci gücü için daha güçlü bir Mac e sahip olmanız gerekecek. Oyun dünyasında eleştirilerin en çok arttığı yanlardan biri, AI... Ne kadar çok beğenirsek beğenelim bence MoH'un eleştirilecek tek yanı AI. Adamlar sizi gizli göreve gönderiyor ve diyorlar ki "aman spotları vurma yoksa bizi farkederler". Şu ilk bölümde SAS ajanını kurtardığımız bölüm iyi bir örnek... Adamla birlikte ışıklardan sakınarak ilerliyoruz. Eğer ışığa yakalanırsak nöbetçiler eteşe başlıyor. İşte oyunun kötü yönü: ışığa değil de doğrudan adama ateş edip vurursak (gecenin karanlığında yükselen mavzer sesini düşünün) 20 metre yanındaki arkadaşı dönüp bakmıyor. Diğer taraftan MoH serisinin bir konsol oyunu olduğunu ve konsol oyunlarının da zekadan çok aksiyona dayandığını bu nedenle de AI'nın bu şekilde olduğunu düşünebiliriz. Sözün özü, Medal of Honor: Allied Assault çoğu açıdan harika bir oyun olmasına karşın yapay zeka açısından bence beklenenin altında. Biz en iyisi o kadar kusur kadı kızında da olur diyelim ve yapay zekaya 5 üzerinde 3.5 verelim. Unutmadan yukarıda bahsettiğim zorluk dereceleri arasındaki farklılığı da söyleyeyim; fark kesinlikle artan düşman sayısı veya daha zeki düşmanlar değil, sadece ve sadece düşmanlar tarafından vurulduğunuzda aldığınız hasar daha çok oluyor ve sağda solda bulduğunuz sağlık çantaları azalıyor. Oyunun çabuk kaydetme (Quick Save) ve çabuk yükleme (Quick Load) özellikleri çok hızlı çalışıyor ve her avantajlı anınızda save ederek rahat rahat bitirebiliyorsunuz.

Oyunun kısaca konusu İkinci Dünya Savaşında Amerikan ordusunda görevli bir askersiniz ve kronolojik sırada 6 farklı cephede / bölgede savaşlara ve gizli görevlere katılıyorsunuz. Her görevin sonunda atış, isabet alma ve öldürdüğünüz düşman dayısı gibi istatistikleriniz veriliyor. Oyunu tamamladığınızda toplam 8 madalyadan 6'sını kazanıyorsunuz. Geri kalan ikisini de ekstra bir-iki şey yaparsanız kazanıyorsunuz (bunları da söylemeyeyim artık, zaten filmin sonunu söyledim neredeyse). Görevleriniz Kuzey Afrika, Kuzey Avrupa ve Fransa gibi 5-6 değişik yerde geçiyor ve tüm bu mekanlar birbirinden oldukça farklı, yani oyun kendini tekrar edip oyuncuyu sıkmıyor. Aslında aklıma eleştirecek birkaç nokta daha geliyor ama öyle yapmayacağım. Çünkü çok az beğendiğim oyunları bile bu kadar eleştirmemiştim, ki bu oyunun uzun zamandır oynadığım en iyi oyun. Son olarak da oyundaki görsel bir eksiklikten bahsetmek istiyorum; oyunda hiç kan yok. Alışmışız bir kere, vurduğumuz adamdan kan çıkmalı. Parçalanıp havaya uçan adamların olduğu bir oyunda neden kan olmaz onu anlamak mümkün değil. Nitekim nette bazı yamalar olduğu ve kan efektlerini açtığı söyleniyor. Multiplayer modlarında da bir eksiklik gördüm, aslında buna eksiklik demek yanlış olabilir çünkü oyunun yapısına aykırı; Cooperative Mode, yani başka bir arkadaşınızla birlikte aynı yerlerde aynı anda oynayarak görevleri birlikte tamamlamak.

MEDAL OF HONOR: SPEARHEAD
Oyunun en çarpıcı yanı girişi. İlk oyundaki gibi birşeyin içinde olay mahaline gidiyoruz ve zamanı geldiğinde saldırıya geçiyoruz. Ama bu sefer diğer oyundakinden daha yüksekteyiz, yani havada. Normandiya bölgesine uçaktan atlıyoruz. Atmosfer süper, hemen savaşın gazına geliyorsunuz zaten. Ardından bir evin çatısına iniyoruz. İşin kötüsü Nazilerle dolu heryer. Hepsini temizliyoruz. Fransa, Belçika ve tabi ki Almanya"da geçen 9 adet bölüm mevcut oyunda. Gerçekten de oldukça az geldi bana. Keşke daha da uzun olsaydı. Bölümlerin tasarımlarında daha da ileriye gittiklerini farkettim. Genel kalite, oyunun ruhu biraz daha iyi olmuş sanki. Yani grafiklerden falan bahsetmiyorum. Sadece biraz daha savaş havasına sokmuşlar sizi. Boynunuza kadar pisliğin içindesiniz yani desem, daha iyi anlayacaksınız. Görevler olarak yine zorlama görevler seçilmiş. Orjinal oyundaki hatalar giderilmiş. İlk oyunda, kafa yoran bazı olayları bu oyunda yok etmişler. Bunların arasında sağda solda size ateş ederken görmekte zorlandığınız askerler, artık öyle kaybolmayacaklarmış. İlk oyunda da sniper"lar hariç, bulmakta zorlandığım asker bilmiyorum.

Oyunun ses efektleri ve müzikleri de tarzını korumuş. Zaten oyunun müzikleri başta olmak üzere muhteşemdi. Geliştirecek bir yanı olmadığından, aynı kalitede devam etmişler. Ses efektleri için de aynı şey geçerli. Aslında grafiklerde iyileştirme olmaması, kötü bir olay değil. Çünkü zaten oyunun grafikleri bayağı iyiydi. 1-2 sene de kalitesini korur inancındayım. Fazla sallamış olabilirim, şunu 1 sene yapalım, düz olsun :) Bu arada, multiplayer modunda da ufak değişiklikler ve 12 harita dışında, başka bir değişiklik yok. Sanırım en kayda değer değişiklik, büyük haritalar için kolaylık sağlaması düşünülen, karakterlerin hızlı yürüyebilmesi olayı. Bunu server ayarlarından değiştirmeniz mümkün. Gelelim silahlara. Oyunda bir dolu yeni eklenen silah var. Bu silahlar, askerlerin uyruğuna göre değişiyorlar tabi. Ama değişseler bile, görevleri ve etkileri hemen hemen aynı oluyor. Sabit silahlarda da değişim yapılmış, artık bazı yerlerde Flak 88 topu kullanabiliyorsunuz. Ne kadar güzel, etraf dağıtmak için birebir bir araç.

MEDAL OF HONOR: BREAKTHROUGH
Zevkle oynadığımız Medal of Honor'un dört gözle beklediğimiz yeni senaryolarını kısaca anlatalım;
Tunisia-Battle of Kasserine Pass I
Çatışma bölgesine bırakıldıktan sonra fareyi üzerine getirdiğinizde yeşil olmayan her şeyi ve herkesi vurun. Nasıl açıklama ama? Siperlerden giderek Alman panzerine kadar böyle devam edin. Kendi askerlerinizi kurtaracaksınız diye kasmayın. Onları sizi kurtarmıyor! Siz kendi canınızı kurtarın. Unutmayın bu sadece bir oyun ve para verende sizsiniz. Onlar değil. Onları işi sizin için ölmek! Nasıl mantık ama?... Her neyse panzer ile yola devam edin. Sağ tuşa bastığınızda makineli tüfeği sol tuşta ise topu kullanıyorsunuz. Yolun sonunda bunkera gelince tank patlamadan inin. Bunkerın içini temizleyip kapıyı açın. Kapıdan içeri devam edin iki topu koruyan piyadeleri öldürün ve toplara “E” tuşuna basarak bomba yerleştirip uçurun. Çevre mayınlı olduğu için ilerideki siperlerden diğer bunkera kadar devam edin. Bunkerdaki herkesi öldürün. Kırmızı ile yanıp sönen ve almanız gereken ıvır zıvırı toparlayın. Bazı silahları masadan almak için “E”ye basmanız gerekiyor. Bunu da unutmayın. Cephaneliğe de bomba döşedikten sonra yakınınızdaki çıkıştan kaçıp konvoy ile buluşun.

Tunisia-Battle of Kasserine Pass II
Yolun sonunda sağ taraftan ilerleyin, mayın tarlasını geçin. Burada bir iki mayın patlıyor ama ölmüyorsunuz. Valla… Ben geçtim oradan biliyorum. Topları koruyan piyadeleri vurun topları havaya uçurun. Kayadan yapılmış köprüden geçip, yolun ilerisindeki yokuştan inin ve mayın tarama tankını koruyun. Yol boyunca bol bol düşman gelecek. Cephanenizi idareli harcayın. One Shot One Kill! olayı… Tank belli bir noktadan sonra patlayacak. (Sadece paletleri) O zaman bunkerlara sızıp yeniden temizlik yapacaksınız. Bu sefer bomba döşedikten sonra üste açılır bir kapaktan kaçacaksınız.

Tunisia-Bizerte Canal
Dereden kayıp ile karşıya geçin. Geçerken kapının önünü tutan ve pencerede duran alman askerlerini öldürün. Duvarın yanına bombayı döşeyip biraz uzaklaşın. Açılan delikten içeri girip esir İngiliz komandolarını kurtarın. Onların da yardımı ile şatoyu baştan sona temizleyin en son geldiğiniz yere geri döneceksiniz. Burada size karşı kullanılan makinelinin başına geçip tahta kapıyı kırarak giren alman kamyonunu ve içinden çıkan askerleri öldürün. Kapıdan çıkıp iki sokak ileri gidince Klaus Knefler adındaki Alman ajanı ile buluşup onu takip ederek ateş etmeden ilerleyin. En son çıkacağınız kapıyı size gösterdiğinde iki nöbetçi arkanızdan gelip size ateş açacak. Onları öldürüp Klaus’u izlemeye devam edin. Çatılarda kovalamaca devam edecek. En kilitli bir kapıda Klaus sizden biraz zaman kazandırmanızı isteyecek sağ ve sol taraftan gelen alman askerleri öldürün kapı açıldığında hemen kapatıp üzerine de tahtayı kapatın. Hepsini e tuşu ile yapacaksınız. Önce kapı sonra yanda yanıp sönen tahta. Ondan sonra üniformaların olduğu bir odaya gideceksiniz. Orada üniformalarınızı giyip İtalyan askeri kılığında alman nöbetçiler ile konuşup ”7” tuşuna basarak aldığınız kağıtları gösterip kamyon ile kaçacaksınız.

Tunisia-Bizerte Harbor
Gemiye girin, bombayı döşeyeceğiniz makine dairesi 3 kat aşağıda döşeyin ve kaçın. Kaçarken gemi patlayacak ve sizde yarısı batmışken içinde kalacaksınız. İşte bu bölüm oyunun en eğlenceli bölümlerinden. Yan dönmüş gemide duvarlarda yürürken başınız dönecek. Normalde çıkamayacağınız yerlere ağlar asılmış. Bunların yardımı ile gemiden çıkacaksınız. Çıkınca nöbetçileri vurun. Gemiden inince toplam üç kamyon dolusu asker gelmiş oluyor. Hepsi öldürüp Klaus’u aramaya başlayın. Klaus’u bulduğunuzda kamyonun havaya uçtuğunu ve Klaus’un Almanlar ile çatıştığını göreceksiniz. Ona yardım edip konuşacaksınız. O da size üzgünüm arkadaşın bundan sonra yaya devam edeceksin diyecek. Daha sonra yaya olarak kaçmaya devam edin.

Sicily-Glider Landing
Jeep, iki piyade ve sizinle birlikte bir pilotu daha taşıyan bir planörde oyuna başlayacaksınız. Planörünüz vurulunca topları yok etme görevi de size kalacak. Demiryolundan gelen panzeri topu kullanarak yok edin. Köprüyü geçince su kulesine çıkın buradaki nöbetçileri öldürün yolun devamındaki alman askerlerini öldürün bu kulede fazla oyalanmayın çünkü kuleyi de havaya uçuruyorlar. Yolun devamında tepede bir top daha var onu vurun yoldan devam edin. Daha sonra sağlam olarak inen diğer planörü bulacaksınız. Onun yanındaki topu kullanarak gelen Alman tankını uçurun.

Sicily-The Airfield at Caltagirone
Yolun sonundaki jeepi çalın. Hava alanına kadar yoldaki herkesi vurun. Hava alanına girin. Nöbetçi kulelerinin ilk önce ışıldaklarını daha sonra nöbetçilerini vurun. Üsteki bütün askerleri öldürün. Dört adet İtalyan avcı uçağını burun kısmında kırmızı ışık ile yanıp sönerek gösterilen kapaklardan sabote edin. Sabote ederken e tuşunu kullanacaksınız. Kabloları kesip elektrik kaçağı yaratacak. 4 uçağı da sabote edince hava alanının kontrol kulesine çıkıp buradaki askerleri de öldürdükten sonra alarm verin ve hızla arkanız önü kamyonla kapatılmış iki nöbetçi kulesi arasından kaçın. Tabi önce bir kamyon dolusu nöbetçi askeri ve kulelerdeki nöbetçileri öldüreceksiniz. Dışarıda bir İngiliz askeri sizi jeep ile bekliyor olacak.

Sicily-Gela
Jeepten inince ilerdeki eve girdiğiniz bir alman tankı gelecek. Pencereden bazuka ile ateş ederek yok edin ve yolunuza devam edin. Bu sefer iki kamyon dolusu alman askeri ile çatışacaksınız. Onları da öldürüp yolun sonunda çatışan iki eve kadar devam edin. İlk evde İngiliz askerlerinin komutanı ile konuşun. Karşı taraftaki evin kapısından İtalyan askerleri dışarı çıkacak. Açılan kapıdan içeri girip evi temizleyin. Evin arkadaki üzüm bağına çıkan kapısından çıkıp, bağda saklanan ve size ateş açan alman askerleri öldürerek yolunuza devam edin. Köyün diğer tarafına çıktığınız çatışmalar devam edecek. Tank geldiğinde siperde bulunan topu kullanarak tankı uçurun. Sol taraftaki büyük eve girin oradaki nöbetçileri de öldürün üst kattaki çıkıştan çıkın ve karşınızdaki evden size ateş açan askerleri de öldürün. Çıkışın hemen sağında pusuda bekleyen bir asker daha var. Ona da dikkat edin. Burayı temizledikten sonra yola devam edin. Yıkık bir eve geleceksiniz. Burada iki adet havan topu var. Bunları kullanarak 2 sağdan 2 soldan gelen toplam 3 dalga tankı yok edin. Havan toplarında yukarı ittiğiniz zaman uzağa aşağı ittiğiniz zaman ise yakına ateş ediyor. Buna dikkat ederek birkaç denemede burayı da geçesiniz. Çok yaklaşan tank olduğunda bazukanızı kullanın. Yandaki kutuda yeterince cephane var. Her tank iki bazuka ve iki havan mermisi ile havaya uçuyor.

Italy-Monte Casino
Jeep ile her yeri tarayarak karargaha girin. Subay ile konuşup tekrar jeepe binin. Önünüzdeki tank size yol verecek. Gördüğünüz bütün alman askerlerini vurun.Şehirde sağ kalan askerleri bulup kurtarın. Tank saldırısından koruyun. Bu kısmı ayrıntılı anlatmayacağım çünkü zaten çok kısa sürüyor.

Italy-Monte Casino II
Medic ile beraber gidip şehirdeki yaralı askerlere yardım edin. “Stop the Executioner” bölümüne geldiğinizde sağ üst katta bir nişancı, İngiliz askerinin arkasında bir alman subayı ve er kamyonda ise 3 piyade var. Olabildiğince hızlı şekilde hepsini vurun ve askeri kurtarın. Kamyondan sola dönünce sol üstten ikinci pencere açılacak ve içinden makineli tüfekli bir asker çıkacak bunu sniper tüfeği ile indirip altındaki top ile karşıdan gelen tankı vurun. Topu havaya uçurun. Yolun sonunda bir sniper var. Onu indirin yıkık evde el bombası atan bir piyade tankı vurduğunuz sokakta ise iki piyade var. Bunları da indirip yola devam edin. Esir İngiliz askerlerin tutulduğu kale gibi bir eve varacaksınız. Açık alandaki nöbetçileri öldürdükten sonra Nazi bayrakları asılı büyük kapıyı topu kullanarak havaya uçurun. İçeri gibin askerleri kurtarın. Hepsinin de kamyona sağ olarak binmesini sağlayın. Gerekirse siz vurulun ama onlar canlı kalsın.

Italy-Anzio
Yokuştan inince önünüzde duran büyük kayaya bombayı yerleştirip tepeye geri çıkın. Kamyonları gelince bombayı patlatın. Nöbetçileri öldürün. Hepsi ölünce son kamyonu da uçurup eve dalın ve buradakileri de öldürün. Hepsi ölünce aşağıdaki kapıdan iki nöbetçi eve girecek. Bunları da öldürüp bahçeye çıkın ve makineli tüfek yuvasına kadar devam edin. Makineli tüfek ile gelen kamyonu ve içinden çıkan piyadeleri öldürün. Uçak savar ile tepedeki büyük topu koruyan ve yan tarafınızdan gelen piyadeleri vurun. Yokuşu çıkın nöbetçileri öldürüp iki bombayı da döşeyip kaçın. Top havaya uçunca tekrar yukarı çıkın vagondan çıkan askerleri öldürün vagonun içinden AB41 zırhlı araca gelene kadar herkesi vurarak devam edin. AB41’e binince makineli tüfeği ve topu yardımı ile hem gelen piyadeleri vurun hem de barikatları havaya uçurun. Tankların koruduğu köprü önünde mümkün olduğunca uzaktan barikatları top ile vurun. Son hız ile tanklarla çatışmaya girmeden yola devam edin son yokuşa geldiğinizde önünüzde havaya uçurduğunuz topun aynısından bir adet daha olacak. Ona yaklaşınca e tuşuna basıp araçtan atlayın ve kalan piyadeleri de tüfekle öldürün.

Italy-Monte Bataglia
Jeepin makinelisi ile erzak toplayan askerleri koruyun. Diğer bunkera gidene kadar yoldaki askerleri vurun. Saldırı bitene kadar taramaya devam edin. İkinci bunkera varınca üst katta savunmanız daha rahat olacak. Bunkerın içinden değil de sağ ve soldan gelen askeri vurarak devam edin. En sonunda bunkerın altındaki merdivenlerden de gelmeye başlayacaklar. Hepsini öldürünce yola yaya olarak devam edin. Jeepin vurulduğunu ve şoförün çatıştığını göreceksiniz. Ona yardım edin ve hızla diğer bunkera koşun. Burada üç makineli tüfek var. Sadece sağ ve soldakini kullanın. Ortadakinin görüş açısı iyi değil. Bütün saldırı bitene kadar savunun. Dağ yolundan tank ateşi altındaki eve kadar devam edin. Alman tankını koruyan piyadeleri sağ taraftaki kayanın arkasına saklanarak vurun. Hepsi ölünce evin üst katına koşup oradaki bazukayı alın. Tankı vurun. Arka tarafta çok miktarda alman askeri var. Hepsini öldürün gelen tankı vurun aşağı inin. Şarap mahseninden kaleye kadar devam edin. Kaledeki alman askerlerini vurun. Kalenin içinde telsizcinin olduğu kuleyi bulun. Onunla konuşun. Size aşağıdaki telsiz kulesini korumanızı söyleyecek. Hemen arkasındaki balkondan kule ve bir alt sol tarafınızdaki makineli tüfek kullanan piyadeyi göreceksiniz. Kulenin alt kısmında kırmızı ile yanın sönerek işaret edilmiş bomba döşenen kısma alman askerlerini yanaştırmayın. Birde sağ ve sol taraftan gelen bazuka kullanan piyadeleri vurun. Diğerlerinin vurulma önceliği yok. Bu üç sınıf kuleyi uçuruyor. Diğer tüfekliler ise sadece size ve diğer makineli tüfek kullanan askere ateş ediyor. En son alman tankı yanaştığında telsizci size sinyal göndermeniz için bağıracak. İşte o zaman arkanızda duran telsizi e tuşunu kullanarak çalıştıracak.


mac oyunlarõ