Sleeping Dogs
Dünya gündeminde önemli bir yere sahip olan Çin neredeyse bütün özellikleri ile insanın ilgisini çekiyor. Getirdiği kısıtlamalar, yaşam biçimi, batı ile olan rekabeti ve özellikle de “çakma” ürünlerinde artan kalite onları ciddi anlamda dünya sahnesinde başrole kadar getirdi sayılır.
 
Polisiye filmlerinin en çok sevilen türlerinden bir tanesi gizli polis ya da Amerikalılar’ın dediği gibi “undercover” türüdür. Misal Johny Depp ve Al Pacino’nun oynadığı Donnie Brasco veya Martin Scorsese’nin çekip Matt Demon ve Leonardo DiCaprio’nun oynadığı “The Departed” favorilerim arasındadır.

Bu iki film bizlere gizli ajan olarak çalışan ve kendilerininkinden tamamen zıt bir dünyaya ayak uydurmaya çalışan insanların yaşadıkları iç bunalımı, karakterlerindeki değişimi ve bozulmayı, kendilerine yabancılaşmayı ve en sonunda uçurumun ucunda son karar aşamasında ne yaptıklarını gösterir. Tıpkı Sleeping Dogs gibi.

United Front Games tarafından geliştirilen ve Square Enix’in dağıtımcılığını yaptığı Sleeping Dogs da temelinde aynı konuyu barındırıyor. Yetenekli bir polis memuru olan Wei Shen’in Çin mafyasına sızıp bu kötü tohumu içeriden bitirmeye çalışmasına yardımcı oluyoruz Sleeping Dogs’da. Elbette bu iş iki cümleye sığdıracak kadar kolay olmuyor. O yüzden dilerseniz incelemize geçelim artık.

Hikayeyi az önce de anlattım. Fazla derine inmeden biraz daha açıklamak gerekirse, Shen kız kardeşinin de eskiden takıldığı Çin’deki mafyanın içine sızarak hem büyük patronu ele geçirmeye bir yandan da rakip çetenin işini bitirmeye çalışıyor. Fakat klasik bir gizli görev olarak başlayan bu süreç zamanla farklı ve beklenmedik (en azından Shen için) sonuçlar doğuruyor.

Açık dünya aksiyon oyunu olarak kategorize edilen Sleeping Dogs bu tanıma %100 uyan bir yapıya sahip. Her yerinden aksiyon fışkıran ve geniş bir serbestlik tanıyan oyun bu yönü ile GTA’nın bir kopyası gibi. Lakin yanlış anlaşılmasın, “kopya”dan kastım çalmak veya araklamak değil. Sleeping Dogs her ne kadar genel oyun mekaniği açısından GTA’ya benzese de diğer yönleriyle ondan farklı kılıyor kendisini. Dolayısı ile duruma "yoğun bir esinlenme" olarak bakabiliriz.

Açıkçası genel bir açıklama yapacak olursak Sleeping Dogs'un atmosfer ve tasarım olarak GTA’ya,  oyun mekaniği ve akrobasi açısından Assassin’s Creed’e, dövüş sistemi açısından da Rocksteady’nin Batman oyununa benzediğini söyleyebiliriz.

Fakat bu benzerlikler sizde Darksiders’ın maruz kaldığı “çakma” etkisini oluşturacağı düşüncesini oluşturmasın, nitekim Sleeping Dogs’u oynarken bu üç oyun aklınıza gelse de, o üç oyun kolay kolay “aklınıza gelmiyor” bilmem anlatabildim mi? oyuna Wei Shen’i koşturarak başlıyoruz. Bu sırada oyun bizlere bazı temel mekanikleri gösterip  bunlara alışmamızı sağlıyor. Bir polis ve bir de Çinli olması Shen’den beklenen Jackie Chen kıvraklığını bizlere sunuyor. Nitkeim Shen oyun boyunca, atlıyor, zıplıyor, tırmanıyor.

Elbette oyun her şeyi sırası ile anlattığı için bazı özellikler ilk başta saçma gelebiliyor. Misal “Space” tuşu ile sprint atarken yine bu tuş ile nesnelerin üzerinden zıplayarak koşunuza kesintisiz devam ediyorsunuz. Lakin sprint atarken önünüzdeki bir nesnenin üzerinden atlamak için doğru zamanda tekrardan “Space” tuşuna basmanız gerekiyor. İşte bana ilk başta burası saçma gelmişti lakin kısa bir süre sonra onunda mantığı olduğunu gördüm.

Sleeping Dogs’da her ne kadar GTA ve AC esintileri bulunsa da onlarda olmayan Batman benzeri bir karakter geliştirme seçeneği bulunuyor. Farklı kategorilere ayrılan bu bölümde Cop, Triad, Melee, Face Advantages ve Health bölümleri mevcut. Bunlar size farklı yönlerde geliştirmeler sağlarken o geliştirmeler de oyunun farklı mekaniklerine etki ediyor.

Fakat bu beş alan tek bir tecrübe puanından beslenmiyor. Cop’daki geliştirmeleri açmak için farklı alanlarda başarılı olmalı, Triad’daki geliştirmeleri açmak için farklı alanlarda başarılı olmalısınız.

İşte o “space tuşu paradoksu” da burada devreye giriyor. Zaten Space’e basılı tutup koşarken bir de zıplamak için ekstradan space’e basmamızın sebebi “Cop” için alacağınız tecrübe puanını belirlemek. Eğer doğru zamanda space tuşuna basıp başarılı bir şekilde engel üzerinden atlayabilirseniz o zaman Cop XP’niz de artıyor, başarısızı olursanız o zaman Cop XP’niz düşüyor.

Triad’da da benzer durum “çete işleri” yaparken mevcut. Bunu genel olarak dövüşlerde görüyorsunuz ki o bölüm de zaten çoğunlukla dövüş üzerine eğilmiş. Yaptığınız kavgalarda rakiplerinizi kombolarla, karşı saldırılarla veya bitirici vuruşlarla yendikçe Triad XP’niz artıyor ve siz de bu alanda Shen’i geliştirebiliyorsunuz.

Bunun yanında oyunda bir de “Face” sistemi var ki o da genel anlamıyla reputation mantığına giriyor. Face sistemi pek çok şeye etki ediyor. Ara yüzde haritanın solunda kırmızı çubuk ile sağlığınız bulunurken sağında ise sarı çubuk ile Face Meter’ınız bulunuyor. Dövüşlerden görevlere veya kıyafet alımına kadar pek çok noktaya etki eden Face özelliği haritanızdaki sarı renkte bulunan görevleri yaptıkça artıyor. Bu görevler yaşlı teyzenin üç aylığını bankadan çekmekten, dükkanını serseriler saran kasap Cheng amcayı kurtarmaya kadar değişebiliyor. Lakin genel olarak tema aynı; halka yardım et sevgisini ve saygısını topla.

Bunun yanında karakterinize yeni ciciler alırken de Face’in etkisini görebiliyorsunuz. Özellikle takılar alanında bazı mücevherler Face puanınıza veya seviyenize göre size sunuluyor.

Face sisteminin dövüş üzerindeki etkisi de yadsınamaz cinsten. Siz rakiplerinize tekme tokat daldıkça Face meter da yavaş yavaş dolmaya başlıyor, özellikle bitirici vuruşlar yaptığınız zaman coşuyor. Çubuk dolduğunuzda ise iki etki ortaya çıkıyor, birincisi sağlığınız yavaş yavaş yükselmeye başlıyor, ikincisi, düşmanlarınızın sizden gözü korkuyor, dolayısı ile hemen üstünüze atlamıyorlar, hatta bazısı kaçmaya çalışıyor ya da teslim oluyor. Deminden beri “bitirici vuruşlar” dediğimiz noktayı da açıklığa kavuşturmak için biraz da dövüş mekaniğinden bahsedelim dilerseniz.

Sleeping Dogs’un, özellikle üçüncü şahıs aksiyon oyunlarında artık moda olan "basit dövüş mekanikleri ile aksiyon dolu sahneler" temalı bir dövüş sistemi mevcut. Bunun en iyi örneğini Rocksteady’nin Batman oyunlarında görmüştük. İşte burada da oldukça benzer bir yapı var. Dövüş sisteminde sadece iki tuş kullanıyorsunuz; farenizin sol tuşu ve sağ tuşu. Sol tuş saldırı yapmanızı sağlarken sağ tuş ise karşı saldırı geliştirmenize imkan sağlıyor. Karşı saldırı yapacağınız zaman, size düşmanın çevresini kırmızı ile kaplayarak belirtiliyor. Bu anda Shen diğer bir rakibi ile uğraşırken gelen saldırıyı da oldukça güzel şekilde engelleyebiliyor. Saldırı tuşunda ise kombolar ile rakiplerinizi alaşağı edebiliyorsunuz.

Dövüşlerde kullandığımız bir diğer tuş ise “F” tuşu. Bu tuş rakibinizi tutmaya veya -yerdeyse- kaldırmaya ya da yere düşen rakibin işini hazır yerdeyken bitirmenize yarıyor. Bunu yanında tuttuğunuz rakibi Space tuşu ile etraftaki sert bir nesneye doğru sürükleyebiliyorsunuz. Rakibinizi tuttuğunuzda genellikle etraftaki bazı nesnelerin çevresini kırmızı bir çizgi kaplıyor bu sırada rakibinizi o nesnelerden birinse Space’e basılı tutup sürükler veya yanına getirip F tuşuna basarsanız o zaman “Enviromental Kill” yapmış oluyorsunuz ve bu da sizin Triad XP’inizi ekstradan arttırmış oluyor.

Her ne kadar dövüş sistemi Batman’e benzese de aralarında farklar olduğu da şüphesiz. Özellikle Env. Kill kısmı oldukça zevkli ve basit yapılmış. Sürekli aynı şeyleri yapıyor olsanız da bir sonraki savaşta da yine sıkılmadan yapıyorsunuz. öte yandan dövüşlerdeki karakter animasyonları da oldukça göze hitap eder şekilde hazırlanmış.

Bunu yanında polislerle başınız derde girdiğinde sizi yakalamaya çalışan polisleri, “quick time event” mantığı ile space tuşuna basarak, kendi kelepçelerini üzerlerinde kullanabiliyorsunuz. Bu da oldukça hoş bir detay.

Sleeping Dogs’un açık bir dünya oyunu olduğunu söyledik, açık dünya oyunu demek de elbette serbestlik anlamına geliyor. Her ne kadar oyun “tutorial” ayağına sizi ilk 20-30 dakika kendisine bağlasa da evinize kavuştuğunuz anda siz oyunun değil, oyun sizin oluyor. Hızdan çok görüntüye önem veren bir motosiklet ile başlıyor ve sokaktan dilediğiniz aracı “ödünç alarak” yolunuza devam edebiliyorsunuz.

Koca şehirde sadece dolaşmıyorsunuz. Her şeyden önce demin bahsettiğim Face görevlerini yapabilirsiniz. Bunun yanında yemek yiyebilir, yeni kıyafet alabilir hatta masaj yaptırabilirsiniz.

Bütün bunların üzerinizde değişik etkileri oluyor. Örneğin enerji içeceği sizin vuruş gücünüzü arttırırken, Çin çayı sağlığınızı artıyor ya da bazı kıyafetler size dövüşlerde benzer avantajlar kazandırıyor. Bu avantajlar kalıcı olmasa da epey bir süre sizinle birlikte oluyor. Üstelik bunların kalıcılık süresini upgrade kısmından da yükseltebiliyorsunuz ancak kendi hallerinde bile sizi epey idare edebiliyorlar. Misal etrafta size sunulan enerji içeceği, upgrade kısmında bunlara hiç yatırım yapmamış bile olsanız, yaklaşık bir 20 dakika geçerliliğini koruyor.

Bunların yanında oyunun saf halinde toplanabilir eşyalar mevcut. Bunlardan bazıları health shrine’ler gibi sizin canınızı tamamlarken bazıları da size yeni eşyalar ve para veriyor.

Etraftan bir şeyler toplamaktan sıkıldığınızda ise gözünüze kestirdiğiniz hoş bir arabayı alarak şehir turuna çıkabiliyorsunuz. Gece gündüz döngüsünde sabahtan akşama kadar gezinti yapıyorsunuz. Elbette bu sırada eğer  Steam üzerinden oynuyorsanız oyun sizi Friend List’inizde bu oyuna sahip diğer kişilerle rekabete de sokuyor. Dolayısı ile bir zaman sonra basit bir araba yolculuğu manyak bir çılgınlığa dönüşebiliyor. Bu rekabetlerde en uzun zıplama, en yüksek sürat, en uzun süre kazasız kullanma, polisten en uzun süre kaçma gibi seçenekler mevcut.

Harita kullanımı oldukça rahat. Zaten oyunun ana görevleri olan Triad ve Cop görevleri size tek bir tuş ile GPS şeklinde harita üzerinden otomatik olarak gösteriliyor. Kendiniz de istediğiniz bir noktayı işaretleyerek oraya GPS açabiliyorsunuz. Sleeping Dogs tasarım olarak yaşadığınız şehri Çin teması ile oldukça güzel sunan bir oyun. Uzak Doğu’nun vazgeçilmezi gece pazarları, Amerikan sentezi ile bütünleşmiş sosyetik Çin mekanları, mimari yapılar vs. derken zaman zaman algıda eksiklik yaşandığı olsa da çoğunlukla bir Uzak Doğu şehrinde yaşadığınızı hissediyorsunuz. Zaten görevleri yaparken bu duygu size yoğun olarak verilmeye çalışılmış ancak free-ride şeklinde dolaştığınızda da buranın bir Liberty City veya onun Çin mahallesi olmadığını da anlıyorsunuz. Fakat bu konudaki tek sorun etraftaki diğer insanların detaylarındaki sınırlar.

Özellikle GTA V’in en büyük özelliği olarak tanıtılan “Herkes kendi işine gücüne bakacak, etrafta boş boş dolaşmayacaklar” mantığı burada geçerli değil. Sürekli aynı tiplerin yanından geçip gidiyor ve onlardan aynı tepkilere maruz kalıyorsunuz. Her ne kadar beş senelik bir firma olan United’dan da bundan fazlasını şu an için beklemek haksızlık gibi olsa da yine de biraz daha çeşitlilik veya en azından fazla etkileşim olabilirdi.

Müzikler konusunda ise aksine bir durum söz konusu. Daha ana menüden itibaren sizi Uzak Doğu havasına sokan (artık neyse o) müzikler, sahnelere göre artan ya da azalan atmosferi iyice hissettiriyor. Bunun yanında araç radyoları bir Vice City (bence müzikler açısından en iyi GTA’ydı) olmasa da kulağınızın pasını temizlemeye yetiyor. Seslerin ise dövüş sahnelerindeki vuruşlardan, araç çarpışmalarına veya silah seslerinden, karakter seslendirmelerine kadar kaliteli olduğunu söyleyebilirim. Diyaloglar esnasında bazı ufak senkron kaymaları olsa da o kadar göze batmıyorlar.

Dudak mo-cap’leri ve yüz mimikleri oldukça iyi hazırlanmış, oyunun grafiksel yönü demin de belirttiğim çevre tasarımı olarak gayet hoş ve kaliteli. Araç tasarımları ortalamayken NPC’lerin kısıtlı sayıdaki çeşitliliği biraz can sıkıcı olan konu. Lakin hikayede rol alan karakterler gayet hoş tasarlanmış.


mac oyunlarõ