Crysis 2
İlk oyunları FarCry’dan sonra Ubisoft ile yollarını ayıran Cevat Yerli, Electronic Arts ile anlaşarak Crysis’i piyasaya sürdü. Crysis beraberinde birçok ilkleri de yanında getirdi. O güne kadar çıkan en iyi grafikli oyun olmasının yanı sıra özellikle şirketin başında bulunan Yerli kardeşlerin katkılarıyla biz Türk oyuncuları AAA kalitesinde bir oyunu Türkçe oynadık. Ve şimdi yıl 2011. Crytek yeniden sahnede. Crysis 2 ile bakalım oyunculara ne gibi deneyimler yaşatacaklar?
 
Oyun tıpkı Homefront’taki gibi gerçek görüntülerle başlıyor, güzel günleri geride kalmıştır bu güzide şehrin. Biyokimyasal sızıntı söylentileri boy gösterir haberlerde, yetkililer her ne kadar yalanlasa da durumun ciddiyetinin farkındadır halk. Bunun yanında petrolün galon başına fiyatı 20 doları zorlar ki, günümüzde 3,5 dolar civarında. 2023’e gelindiğinde artık geri dönüşü olmayan bir yola girilmiştir. New York karantinaya alınmış, birçok hastalıklı insan tedavi yöntemi bulunamadığı ve tüm denemeler başarısız sonuçlandığı için C.E.L.L. organizasyonu tarafından hedef haline gelmiştir. New York şehrinin kontrolünü elinde bulunduran Crynet Systems isimli özel şirketin ordusu denilebilir C.E.L.L için.

Yapım çıkmadan önce benim en çok merak ettiğim konulardan biri, kimi kontrol edeceğimizdi. Belki Nomad ile adada kalan macerayı, şehre taşıyacaktık, ya da birçok kişi tarafından sevilen Psycho geri dönecekti. Ve tabi ki Prophet, onu hatırlamayanınız yoktur muhtemelen, Crysis’in karizmatik karakteri ve süper askerlerin lideriydi. Başrol Nomad bile onun gölgesinde kalmıştı benim gözümde. Prophet’ın Crysis 2 ile döneceğini, ona özel yapılan bir fragmanla öğrenmiştik zaten. Ancak kontrol ettiğimiz karakter Prophet değil, Alcatraz isimli bir denizci. Kendisi ‘nanosuit’ sahibi bir süper asker değil normalde, sadece New York’a yardım için gönderilen birlikten bir asker. Kendisi Half Life’ın efsaneleşmiş karakteri Gordon Freeman gibi hiç konuşmaz, ayriyeten yüzünü de göremiyoruz hiç. Olaylar onu nasıl savaşın ortasına çekecek, ‘nanosuit’le nasıl bulaşacak buraları es geçip, hikaye hakkında daha fazla bilgi vermeden devam ediyorum.

Crysis’in ilk oyunları, senaryonun yeterince akıcı olmadığı gerekçesiyle eleştiriliyordu. Sinematik ara videoların da çok kullanılmadığı biliyoruz Crytek tarafından. Crysis 2’de de bu tür ara videolara çok yer verilmese de, senaryonun işleyişi oldukça başarılı. Ayrıca akılda kalacak birçok sahne var yapımda. Ayrıca iki düşman grubun bulunması, ki bunlar uzaylılar ve C.E.L.L., ve bunların sadece bizimle değil birbirleriyle de düşman oluşu, oyunu çok daha hareketli ve heyecanlı kılıyor. Bu arada unutmadan söyleyeyim, oyunun hemen başlarında bir ara video giriyor ve yapımcı kadro burada gösteriliyor. Tabi bildiğiniz sıkıcı ‘Credits’ ekranlarından biri değil bu, yeni ‘nanosuit’ ve yeni Crysis’in tüm incelikleri sergileniyor.

C.E.L.L. askerlerinin hastalıklı insanları nasıl öldürdüklerine, öldürdükleri insanlara ait cesetleri nasıl yaktıklarını göreceksiniz New York sokaklarında. Onların amacı hastalıklı hücreleri ve canlıları tamamen yok etmek. Bir de Prophet’ın peşindeler elbette, onu da ele geçirmeleri gerekiyor. Hatırlarsanız Crysis’te Kore kuvvetleri, adanın birçok yerinde kontrol noktası bulunduruyordu. Her kritik bölgede mutlaka askerleri bulunuyordu. New York’ta da C.E.L.L organizasyonunun böyle bir hakimiyeti söz konusu, birçok bölgede katı kontrol noktaları bulunuyor, kalabalık asker gruplarıyla korunan.

Ancak bu hakimiyet çok uzun sürmeyecek elbette, uzaylı yaratıklar New York’u istila etmeye başladığında, düşman askerlerini oldukça zorluyorlar. Bu yaratıklar oldukça güçlü ve hızlılar, yerlerinde durmadıkları için kolay kolay vurulmuyorlar, kaldı ki sabit dursalar bile epey mermi harcamanıza neden oluyorlar, zırhlarının maşallahı var. C.E.L.L. ‘nanosuit’siz askerleri bizim kadar şanslı değiller bu yaratıklar karşısında elbette. Birçok defa aralarındaki çatışmaya bulaşmayıp birbirlerini yemelerini seyrettim C.E.L.L. ile yaratıkların, oldukça keyifli oluyor öneririm. Hele ki zor seviyede oynuyorsanız, bu tür karışık ortamlara hiç girmeyin derim. Yapay zekada ufak tefek sorunlar dışında bir sıkıntı yok, yani keklik avlamaya gider gibi giremeyeceksiniz çatışmalara. Uzaylı yaratıklar sürekli hareket ediyorlar ve çok hızlılar, ayrıca ani saldırılarıyla oldukça zarar verebiliyorlar. Askerlerin de akıllı olduklarını söylemek lazım, nasıl siper alacaklarını biliyorlar, ekip halinde hareket edip kendi aralarında yer bile değiştiriyorlar. Bir yerde saklanmak ve oradan düşmanlarınızı vurmak isterseniz, bulunduğunuz yere bombaları gönderiyorlar hemen. Zor durumda oldukları zaman ise, işaret fişeği fırlatıp destek kuvvet çağırabiliyorlar.

Şimdi gelelim yeni nesil ‘nanosuit’imize; multiplayer demosunu oynamış olanlar bilir, artık güç ve hız ayrı bir mod olarak bulunmuyor süper giysimizde. Zırh ve görünmezlik modları var, hızlı koşma olayı FPS’lerin klasik tarzında olmuş. Güç ise zaten ‘Nanosuit 2’nin kendisinde yeterince mevcut. Bunların yanında taktiksel vizör sayesinde seçtiğiniz kişileri nano ekranınızda tanımlayıp, düşman mı değil mi, zayıf noktaları neler, öğrenebiliyorsunuz. Ayrıca düşmanların uzaktaki düşman askerlerinin konuşmalarını duyabiliyor ve çevredeki cephane yerlerini görebiliyorsunuz bu vizör yardımıyla.

Nanosuit’in standart özelliklerinin yanında daha sonradan ekleyebileceğiniz özellikleri de bulunuyor. Öldürdüğünüz uzaylı yaratıklar sayesinde topladığınız puanlarla, standart nano özelliklerini güçlendirebiliyor veya yeni özellikler ekleyebiliyorsunuz. Mesela zırhınızı güçlendirebilir, ‘nanosuit’inize tehdit algılayıcı ekleyebilirsiniz. Ayrıca kullanma imkanına sahip olduğunuz birçok silah var bunlara da çeşitli parçalar takabiliyorsunuz tıpkı Crysis’teki gibi.
Crysis’in grafikleri, şuan bile en iyiler arasında gösterilebilir, kaç oyun sayılabilir ki zaten daha iyi grafiklere sahip. CryEngine 2’nin sundukları bile günümüzde hala lider konumdayken, CryEngine 3 ile birkaç adım daha ileri gidiyor Crytek ve oyunları. Crysis 2’nin grafiklerini şimdi nasıl anlatsam bilmiyorum, yani gerçekten görmek, oynamak lazım. Ben her ne kadar anlatsam da, övsem de bu görsel şölen için yeterli olmayacaktır.

New York şehrinin içinde bulunduğu durum çok iyi yansıtılmış. Yıkık dökük binalar, terk edilmiş bomboş sokaklar, rahat durduğunuz sürece kimsesizliğin hissedildiği sessiz sakin koca bir şehir. Dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan New York’u hayalet şehre çevirme konusunda iyi iş çıkarmış yapımcılar. Eleştirilebilecek tek nokta, bu hazırlanan haritanın Crysis meşhur adası kadar özgürlük sunmayışıdır. Birçok yol zaten kapalı, gitmeniz gereken yerlere belli bir rotayla gitmek zorundasınız, yani istediğiniz yolu seçemiyorsunuz. Araç kullanımı da oldukça kısıtlı oluyor doğal olarak, yollar kapalı veya yıkık olduğu için. Ayrıca askeri araçlar dışındakileri de kullanmak isterdim, Crysis markası olunca işin içinde insan bekliyor bunları.

Işıklandırmalar, çevre kaplamaları ve etkileşimi, fizik modellemeleri tek kelimeyle mükemmel. Su efektlerinde Crytek kadar başarılı iş çıkaran kimseyi görmedim şimdiye kadar. Gerçi New York’un suyu adadaki kadar temiz değil ama neyse. Ses efektlerinde de yine muhteşem bir iş çıkarmış yapımcılar. Müzikler gayet iyi, hatta Crysis ve Warhead’tekilere göre çok daha iyi, çatışma sahnelerinde atmosferi şenlendirecek parçalar çalıyor. Türkçe dublaj da bana göre gayet başarılı, Karadeniz şivesiyle konuşan arkadaşımız da o yörenin uşaklarına benziyor. C.E.L.L askerleri, arkadaşları ölünce ‘Adam vuruldu’ yerine ‘Adamımız vuruldu’ deseydi daha iyi olurdu sanki.

Grafik ayarlarını belirlerken detaylı bir seçim maalesef yapamıyorsunuz. Yani gölge kalitesi olsun, su efektlerinin kalitesi olsun, tek tek ayarlayamıyorsunuz. ‘Yüksek’, ‘Orta’ ve bunun gibi başlıklardan ibaret seçenekleriniz. Oyuncuları en çok sevindirecek şey ise, kesinlikle optimizasyonun iyi olması. İlk oyunda yaşatılan performans sorunlarının hiçbirine neden olmayacak şekilde Crysis 2’ye çalışmış Crytek. En yüksek ayarlarda 1280×1024 çözünürlükte 35 ‘fps’nin altını pek görmedim, ki Crysis olaydı bu rakamlara ulaşmak elimdeki sistemle imkansızdı.

Crysis 2 iyi optimize edilmiş müthiş grafikleriyle beklentileri karşılıyor. Crytek çıtayı yine yukarı taşıdı ve artık oynanılan her FPS daha zor beğenilecek. En eleştirilecek nokta, ilk oyunlardaki özgürlüğün Crysis 2′de sunulmayışı. Çizgisel bir ilerleyiş söz konusu maalesef. Söylenecek çok fazla da söz yok aslında. Oynadığım, gördüğüm en iyi FPS’lerden, hatta en iyi oyunlardan biri Crysis 2.


mac oyunlarõ