The Elder Scrolls V Skyrim
The Elder Scrolls serisi yıllardır RPG severlerin uzun saatlerini harcamasına sebep olan nadir klasiklerdendir. Özellikle Morrowind’den sonra seri popüler bir hale geldi. Yapılabilecek yüzlerce görev ve saatlerce oynanış süresi ile The Elder Scrolls serisinin RPG dünyasında sağlam bir yeri vardır…
 
Skyrim karakterimizin bir at arabasında uyanmasıyla başlıyor. Öğrendiğimiz kadarıyla karakterimiz sınırı izinsiz geçtiği için tutuklanmış ama yakalandığı anda yanında Skyrim’i tehdit eden Stormcloaks isimli isyancılar olduğu için diğerleriyle birlikte idam edilmeye götürülüyor. Arabalar durduğunda diğer mahkumlarla birlikte iniyoruz ve oradaki muhafızın adımızı sormasıyla karakterimizi yaratmaya başlıyoruz. Seçebileceğimiz tam olarak 10 farklı ırk var. Hepsinin farklı görünüşleri ve farklı ekstra özellikleri var. Bu ırklar sırasıyla Argonian, Breton, Dark Elf, High Elf, Imperial, Khajit, Nord, Orc, Redguard ve Wood Elf. Her bir ırkın günde bir kere kullanılabilen kendilerine özel bir adet büyüleri bulunuyor. Örneğin Imperial Voice of The Emperor gücünü kullanabilirken, ‘Orc’lar Berserker Rage ile verdikleri hasarı arttırabiliyorlar. Karakterimizi yaratırken gözümüze ilk çarpan şey karakterlerin artık daha gerçekçi durmaları. Oblivion’da karakterlerin görünümleri çok yapay dururken artık karakterler daha ayrıntılı ve gerçekçi görünüyorlar. Özellikle Orc ırkının savaşçıları olması gerektikleri gibi daha agresif bir görünüme sahipler. Karakterimizin yüz hatlarını, saç stili ve renklerini, yeni olarak yüzlerindeki savaş boyalarını ve kilolarını seçebiliyoruz. Yine de güzel bir kadın karakter yaratmak zor onu da belirtelim. Ne yaparsak yapalım karakterimiz agresif görünüyor.

Karakterimizi yaratmayı bitirdikten sonra hikayemiz kaldığımız yerden devam ediyor. Askerlerin kaçan bir mahkumu okla vurduklarını ve diğer bir karakterin kellesinin uçurulduğunu gördükten sonra sıra bize geliyor. Cellat tam baltasını indirecekken oyunumuzu neredeyse diğer tüm oyunlardan ayıran şey olan ejderhalardan biri şehre saldırıyor ve kellemizi böylece kurtarıyoruz. Ancak şehre saldıran şey bir ejderha olduğundan hala hayatımızı kurtarmış değiliz tabi ki. Bir şekilde şehirden kaçıyoruz ve bu ejderhaların nereden geldiğini öğrenmek için yola çıkıyoruz. Bize yardım eden bir askerle gittiğimiz kasabada bir ejderha saldırısı daha oluyor ve ejderha öldüğünde ejderhanın ruhunu alabildiğimizi ve büyülerden farklı bir güç kullanabildiğimizi fark ediyoruz. Askerler bunu gördüklerinde bizim Dovahkiin adı verilen efsanevi bir savaşçı olduğumuzu ve efsaneye göre ejderhaları sonsuza dek öldürebilecek tek kişinin biz olduğumuzu anlatıyorlar. Dovahkiin efsanesini ve bu yeni gücümüzün ne olduğunu araştırmaya böylece başlıyoruz. Oblivion’daki ana gruplardan biri olan Blade’lerin son üyesi olan Delphine isimli karakterden öğrendiğimiz kadarıyla Alduin isimli Tanrı geri dönmüş ve dünyayı diğer ejderhalarla birlikte yok etmeye çalışıyor. Alduin’in diğer ismi ise The World Eater yani “Dünya Yiyen”. Alduin’in gelişi kıyametin habercisi ve biz de onu Dovahkiin olarak engellemeye çalışıyoruz.

Oyunda her zaman olduğu gibi çeşitli silahlar kullanabiliyoruz. Bunlar Sword (kılıç), Mace (topuz), Dagger (hançer) ve Bow (Yay). Daha önceki oyunlarda olduğu gibi her bir silahın çeşitleri var ve verdikleri hasarlar çeşitlerine göre değişiyor. Örneğin Steel (çelik) bir kılıç iron (demir) bir kılıçtan daha fazla hasar verebiliyor. Dwarven, Orchish, Falmer gibi daha bir çok çeşit silah oyunda bulunuyor. Ayrıca yayların çeşitlerinin yanı sıra kullanılan okların çeşitleri de verilen hasarı etkiliyor. Oyundaki yeniliklerden bir diğeri ise ‘finishing move’lar. Yani karakterimiz bazı zamanlarda bitirici vuruşlar kullanabiliyor. Ancak karakterimiz bunları tamamen rastgele yapıyor ve bu hareketin animasyonu bitene kadar başka bir harekete geçemiyoruz. Yani bir düşmanı öldürürken diğer biri bize saldırıyorsa onun saldırılarından hasar almaya devam ediyor ve eğer canımız azsa ölebiliyoruz da. ‘Finishing move’lar ayarlar ekranından kapatılabiliyor. Skyrim konusunda oyunları en çok heyecanlandıran şey ejderhalardı ve ejderhalar beklentilerimizi fazlasıyla karşılıyorlar. Ejderhalar görevler dışında rastgele de karşımıza çıkıyorlar. Bu efsanevi yaratıklar şehirlere saldırabiliyor, belli bölgeleri koruyabiliyor ve en önemlisi bize saldırıyorlar.

Ejderhalarla dövüşürken yapay zekalarının ne kadar gelişmiş olduklarını görebiliyoruz. Ejderhalar tepemizde geziyor, yere pike yapıyor ve ateş veya buz püskürterek üzerimizden geçiyorlar. Yerdeyken arkalarına geçtiğimizdeyse kuyruklarıyla saldırıyor ya da eğer çevrede yüksek bir nokta varsa oradan bize saldırabiliyorlar. Ejderhalar havadayken onlara yeterince hasar verebilirsek yere düşüyorlar. Oyundaki diğer bir ayrıntı da ejderhalar yere indiklerinde veya düştüklerinde yerde iz bırakmaları. Düştüklerinde yerde sürtünme izleri oluşuyor. Öğrendiğimize göre ejderhalar direk ateş püskürtmüyorlar. Daha doğrusu ejderhalar shout kullanıyorlar. Ne de olsa kendi dilleri. Ateş veya buz püskürtürken konuştuklarını da duyabiliyoruz. Ejderhaları öldürdüğümüzde onların ruhlarını alıyor ve ‘shout’ları açmak için bu ruhları kullanıyoruz. Her bir kelime bir ejder ruhuna mal oluyor. Kaba bir hesapla 24 shout’u açmak için 72 ejderha öldürmemiz gerekiyor, ama bazı ‘shout’lar görevlerimiz gereği bize geliyor ve açmak için ruh kullanmamız gerekmiyor. Bazı ejderhalar biz saldırmadıkça saldırmayabiliyor. Yani her ejderha saldırgan değil. Hatta bazı ejderhalar hikayede önemli bir yer ediniyor. Ejderhalar tek bir tip değil. Normal ejderhaların yanı sıra ateş ve buz ejderhaları, Blood Dragon denilen ve diğerlerinden daha güçlü olan yeşil renkli ejderhalar, turuncu renkli ve aşırı güçlü olan Ancient Dragon gibi ejderhalar da oyunun ilerleyen bölümlerinde karşımıza çıkıyor. Hatta bazı durumlarda birden fazla ejderha ile de savaşmamız gerekebiliyor. Ancak her bir ejderha çok güçlü olduğundan birden fazla ejderha ile dövüşmek çok zahmetli bir iş. Bazen cesaretimizi kenara bırakmamız gerekmiyor değil.

Oyunda demirciler ve büyücülerde kendi zırhlarımızı, silahlarımızı, iksirlerimizi, büyülerimizi yapabiliyoruz. Demircilerde zırhlar ve silahlar için ayrı ayrı masalar var. Metal külçelerinden ve deri parçalarından ocaklarda zırh ve silah yapabiliyoruz. Ayrıca gereken materyallerimiz varsa zırh ve silahlarımızı geliştirebiliyoruz. Eskisi gibi sadece menüyü açarak değil masa başına gelerek işimizi yapıyoruz. Büyülü silah yapabilmek için elimizde öncelikle bir adet büyülü silah olması gerekiyor. Büyü masalarında bu silahı parçalayıp o büyüyü nasıl ekleyeceğimizi öğreniyoruz ve o silah yok oluyor. Ancak bu şekilde o silahtaki büyünün aynısını diğer silahlara yapabiliyoruz. Zaman almasının dışında iyi düşünülmüş bir sistem.

Oyunda ana görevimizin yanında alabileceğimiz bir sürü yan görev de mevcut. Barmenlerden, Şehirdeki Jarl’lardan ve daha bir çok kişiden görev alabiliyoruz. Hikayedeki en önemli topluluklardan da görev alabiliyoruz. Bunlar Companions, Mage’s Guild, Thief’s Guild ve Dark Brotherhood. Her bir topluluğun kendilerine özgü bir hikayesi ve görevleri var. Companions savaşçılar, Mage’s Guild büyücüler, Thief’s Guild hırsızlar ve Dark Brotherhood suikastçiler. Bu dört topluluğa da katılıp rütbemizi her görevle daha da arttırıyoruz. Bunların yanında birkaç tane daha topluluk var ve her birine katılıp görevler alabiliyoruz. Ayrıca yanımıza bir tane de karakter alıp görevlere birlikte gidebiliyoruz. Görevler çok çeşitli. Oyundaki hiç bir mağara, zindan, şehir ve dağ birbirine benzemediği için temelde aynı olan görevler bile daha önce bahsettiğimiz “radiant story” özelliği sayesinde farklı yerlerde geçiyor.

Oyunda ayrıca Deadra geri dönmüş ve aynen Oblivion’da olduğu gibi sunaklarına giderek onlardan görevler alabiliyoruz ve yine aynı şekilde çok iyi ödüller kazanabiliyoruz. Bir de unutmadan oyunda Guardian Stone denilen taşlar var. Bunlardan her seferinde bir tanesini aktif edebiliyorsunuz ve bu taşlar size daha çabuk büyü öğrenme, daha fazla saldırı, daha hızlı yenilenme gibi özellikler sağlıyor. Oyundaki level sistemi artık daha değişik. Artık karakteriniz ırkına göre bir veya iki farklı alana yatkın değil. Çalışırsanız istediğiniz her yönde karakterinizi geliştirebiliyorsunuz. Oyunda seviyeniz arttıkça health, magicka veya ‘stamina’dan birini seçip arttırıyorsunuz. Ayrıca yeni bir özellik olarak her yeni levelde bir adet perk açabiliyorsunuz. Perk sistemini oynayanlar Fallout’tan hatırlayacaktır. Açtığınız perkler size artı yetenek olarak geliyor. Örneğin sneak üzerine oynuyorsanız açtığınız perkler ile daha sessiz ilerleyebiliyor, savaşçı iseniz zırh perklerini açıp zırhınızı daha etkili kullanabiliyor, büyücü iseniz kullandığınız büyü çeşidine uygun ‘perk’leri açıp daha farklı yetenekler kazanabiliyorsunuz. Oyundan bazı ‘stat’lar atılmış. Örneğin Atletizm isimli stat oyunda mevcut değil. Yani artık sürekli zıplayarak level atlayamıyoruz. Ancak bunun yerine sprint seçeneği eklenmiş. Sprint de ‘stamina’mıza bağlı olan bir şey. ‘Stamina’mız biterse sprint atamıyoruz. Unutmadan ayrıca taşıyabileceğimizden fazla eşya alırsak, olduğumuz yerde kalmak yerine sadece koşamıyoruz.

Oblivion’da en çok eleştirilen şey karakteriniz güçlendikçe düşmanlarınızın da güçlenmesiydi. Level 50 bir karakter yapsanız bile, daha önce sizi zorlayan iskeletler yine sizi aynı şekilde zorlamaya devam ediyordu. Skyrim’de ise artık belli bir aralık var. Bir mağaradaki düşmanlar belli seviyelerde oluyor. Zorlandığınız bir bölgeye güçlendikten sonra tekrar gittiğinizde o bölgedeki düşmanları daha kolay öldürebiliyorsunuz. Oyundaki müzikler her zamanki gibi muhteşem. Sesler ise harika. Ormanda atımızla ilerlerken kulağımıza gelen kuş seslerinden fırtınalı bir havada gelen rüzgarın sesine, kullandığımız büyülerden tepemizde dolanan ejderhanın kanatlarından çıkan seslere kadar her detay düşünülmüş ve başarılı bir şekilde oyuna aktarılmış.


Oyun Özellikleri
Firma         : Blackwood Co
Türü           : Fantastik, RPG
G. Tarihi   : 2011
Sürümü    : v1
   
Mac OS     : 10.5 +
islemci      : Intel Core Duo +
Bellek        : 2 GB RAM
Grafik        : 128 MB
Hard Disk : 6.3 GB
Oyun Görselleri
mac oyunlarõ