Jurassic Park: The Game
90’larda Jurassic Park ve akabinde oluşan bilumum “dinazor” temalı materyalle büyümüş biri olarak Telltale Games gibi bir stüdyonun, Jurassic Park oyun haklarını satın aldığını duyurması bizleri heyecanlandırmıştı ki bunda da bizi fazla yanılmadığı rahatlıkla gözlemliyoruz...
 
Jurassic Park da, yıllar yıllar önce teknolojik devrimin ayak seslerinin duyulduğu bir dönemde piyasaya çıkıp, Steven Spielberg‘in güzel kurgusu ve çekim yeteneği sayesinde bir başyapıt olup çıkıvermişti 90’ların başında. O dönemler yaş itibariyle çok da büyük olmasam da, zaman içerisinde seriyi defalarca izledim, her birinden aldığım keyif başkaydı, lakin ilk filmin yarattığı kaotik atmosfer ve bilinmezliklerle dolu içerik dolayısıyla ilk filmin bende yeri ayrı şüphesiz. Spoiler olmasın ama oyunumuz Jurassic Park: The Game ve filmde neler dikkat çektiyse, oyunda da doğrudan o ortamlarda fink atıyoruz bize izin verilen ölçüler dâhilinde.

Oyunun genel işleyiş mekanizması adeta film gibi. Normal bir filmden tek farkı, sizin o an yönetimde olan karakterin anlık olarak hareketlerine, doğru zamanlama ile müdahale etmeniz ve hikâye içerisinde diğer karakterle iletişiminizi doğru kurmanızla ilgili. Buraya kadar her şey güzel lâkin az önce de dediğim gibi işleniş nasıl, o önemli olan. Oyunun en başında paldır küldür kontrol sistemi öğretiliyor bize. Zor değil ancak bence daha iyi bir başlangıçla olaya girmemiz sağlansa, oyuncu üzerindeki izlenim buna nazaran olumlu olabilirmiş. Hareketleri kavradıktan sonra asıl önemli yerlere ilerlemeye başlıyoruz.

Macera oyunlarından alışık olduğumuz farklı seçeneğe göre farklı olayların devreye girmesi Jurassic Park: The Game’de maalesef pek olası değil. Hususi denediğim ölümcül birkaç farklı metin vardı, ama doğrusunu seçene kadar oyun resmen askıda bıraktı hikâyeyi. Sadece bir yerde karakterin ölmesi ile sonuçlandı bu denemem oynayış sürecim içerisinde. Oynanış çeşitliliğine alışmış macera severler için pek de lezzetli bir durum değil. Bunlara rağmen 4 episode halinde gelen ve her episode’da farklı bir olayın yaşandığı mekanizma sayesinde oyuncunun sıkılmasının net olarak önüne geçilmiş. Zaten söylediğim gibi sinematik bir yapı olduğu ve olay akışları düzgün seçilip konumlandırıldığından dolayı şimdi ne olacak acaba tadında oynayarak izliyorsunuz.

Bunlara ek olarak oyunda hırs yapmanızı sağlayacak ödüllendirme sistemi var. Çeşitli oyunlardan aşina olduğumuz madalya sistemi, oyunda “doğru zamanlama ile doğru tuşa bas” bölümlerinde sağ üst köşede çıkıyor. Yaptığınız her yanlış tuşlama ile madalyadan adım adım uzaklaşıyorsunuz ki her madalyada üç hak var. Bu üçünü doldurduğunuzda farklı dinozor modellemesine sahip madalyaları kazanmış oluyorsunuz. Olmazsa olmaz mı? Değil tabi, ama oyundan alınan zevk ile ilgili bu işlere kafayı takmak. Onun haricinde oynanışla ilgili son aktaracağım mesele, mekân dolaşımıyla alakalı. Senaryonun ilerlemesi ve bulmacamsı şeylerin çözülmesi için ekranda beliren göstergeye tıklayarak mekânları dolaşabiliyor, bir şeylere anlık olarak -size izin verilen miktarda- müdahale edebiliyorsunuz. Bazen mala bağlayıp ne yapacağımı şaşırsam da, gayet keyifli olmuş bu olay. Unutmadan, oyunu oynamak için çok deli dehşet bir İngilizceye sahip olmanıza gerek yok. Metinler genel olarak
orta halli İngilizcesi olanlar için anlaşılabilir şeyler.

Sinematik kapsam ve düzen dolayısıyla oyunun sunumla ilgili bir sıkıntısı yok. Hatta kamera açılarındaki hassas değişimler zaman zaman animasyon tabanlı bir Jurassic Park filmi izlediğiniz izlenimini veriyor. Yalnız, işitsel bazı eksikliklerle birlikte yaşıyoruz. Sağ olsun geliştirici arkadaşlar ses konusunda biraz cimri davranıp böylesine sinematik temellere oturan bir yapımda stereo sesi yeterli bulmuşlar. Seslendirme sanatçılarının bazılarının iyice bazılarının ise vasat seslendirme yapmaları, yine bu kalıptaki bir oyun için pek olumlu bir sonuç doğurmamış maalesef.

Grafik kısmı ise seslere göre daha iyice. En azından ilerleyişler arasında göze çarpan bir anormallik olmuyor  detaylı kaplamalar, yerlerde ve çeşitli bölgelerde bulunan girinti çıkıntılar gerçekçi görünüyor. Grafikler adına en büyük övgüyü, muhteşem dinozor modellemeleri ve kaplamaları fazlasıyla hak ediyor. Sesler ve grafik konusundan daha önemlisi kontroller konusu. Oyunu klavye+fare ile oynayabiliyorsunuz. Salt doğru zamanlama veya metin seçimi ile ilgili olmayan mini gösterge yakalama olayları da var oyunun içerisinde. Şu doğru zamanlama muhabbeti bazen cidden sapıtabiliyor. Art arda basılması gereken tuşlar ekrandan yıldırım hızıyla geçip gidince haliyle kötü oynamış oluyorsunuz oyunu. Bu çok büyük bir kayıp değil, senaryoyu tekrarlatırsanız hareketi ezberlemiş olarak yolunuza devam ediyorsunuz.

Jurassic Park filmlerinin etkisinden çıkamayanlar için biçilmiş kaftan resmen bu yapım. Onun haricinde tarzı takip edenler için çok hoş bir deneyim olacaktır. Episode’ların güzel işlenmiş ve günümüz kafa karıştırıp, doksana yatıran filmlerdeki gibi güzel bir senaryolar bütününe sahip olması oyunu oynanabilir kılan ve değerini arttıran en önemli etken. Ama dedim ya şu oyunda bir Dolby olsaydı diye, koskoca Dinoları stereo duymak bir yere kadar keyifli insan daha fazlasını istiyor. Tarzı sevenler denemeden geçmesinler. Jurassic Park: The Game’in farklı bir deneyim yaşattığı çok açık.


Oyun Özellikleri
Firma         : Telltales Games
Türü           : Fantastik, Gerilim
G. Tarihi   : 2011
Sürümü    : v1
   
Mac OS     : 10.6 +
islemci      : intel Core Duo +
Bellek        : 2 GB RAM
Grafik        : 128 MB
Hard Disk : 3 GB
Oyun Görselleri
mac oyunlarõ