The Darkness II
Jackie hiç yaşamak istemediği yüzleşmeyi yaşamalı. 2K Games’in yapımcılığını üstlendiği Darkness’ı bir defa daha kullanmamaya yemin etmişken en kötü rüyasına tanık oldu. O da Jane’in yaşadığı ve kurtarılması gerektiği…
 
Oyunun hikaye modu sizin için her şey tabiri yerindeyse toz pembeyken birden saldırıya uğramanızla başlıyor. Bu sürede ayağınızdan ciddi bir biçimde yaralanıyorsunuz ve arkadaşınız Vinnie sizi sırtlanıyor. Ciddi bir savaşın altında yarı ölü biçimde yatarken tanıdık bir ses duyuyorsunuz.Bu ses Darkness’ın sesi. ”Use My Powerrrr or Diee” diye gücünü açığa çıkarmak için sizi zorluyor. Gerisinde neler olduğunu tahmin edersiniz. Oyunda size saldıranları araştırıyor bir yandan da bölümlerin bazılarında Max Payne tarzında hayaller görerek oynuyorsunuz. Bu hayallerde kız arkadaşımız Jenny’i görüyoruz. Jenny savaş aralarında çıkan bu hayalvari bölümlerde yaşayıp yaşamadığı hakkında bizi kuşkulandırıyor. Kuşkularımıza güvenerek Jenny’i de bulmaya çalışıyoruz.

Evet, önceki oyunu oynayanların ekran görüntülerinden anladığı üzere The Darkness II’nin sanat stili ilk oyuna göre çizgi romana çok daha fazla sadık kalmış, sonuç olarak önceki oyunun karanlık ve gerçekçi havası gitmiş, daha çizgi romansı bir hava gelmiş. Sizi bilemem ama bu durum, özellikle demoda beni oyundan oldukça soğuttu açıkçası. Bir de ilginçtir, oyunun hiç bir kısmında önceki oyundan hiç bir sahne kullanmamışlar, önceki oyunun hikayesini anlatırken bile çizgi romandan kareler kullanmayı tercih etmişler.  Yeni yapımcılarda “önceki oyunu adamdan saymıyoruz” tarzında bir yaklaşım sezdim nedense, ilginç bir durum açıkçası. Açık konuşmak gerekirse önceki oyunun sanat yönetimi ve tarzı bundan çok çok daha iyiydi ve orjinaldi. “Biz kaynak materyale bağlı kaldık ve doğrusu budur” tarzında bir mesaj mı göndermeye çalışıyorlar Starbreeze’e, anlayamadım.

The Darkness II, farklı farklı görevler sizleri bekliyor.  Coop’da her biri 20 dakikadan oluşan 4-5 bölümden oluşuyor ve 1 saat sürüyor. Şimdi bir düşünelim:  Oyunun sanat stili değişmiş, oyun macera türünden tamamen farklı bir türe kaydığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Peki The Darkness olan ne kalmış? Tabi ki eğlence! Bu sefer The Darkness’ı ve silahları kontrol etmek eskisinden çok daha kolay ve özellikle silah kullanımı gözle görülür oranda daha doyurucu olmuş. İlk oyuna göre çok daha fazla silah seçeneği ve doğal olarak akimbo yapabileceğiniz çok daha fazla silah kombinasyonu var. The Darkness’ın kullanımı da oldukça kolay olduğunu söyleyebilirim. Darkness’la nereye, nasıl vurmak isterseniz farenin orta tuşuna basılı tutarak fareyi oraya doğru kaydırmanız gerekiyor ancak hiç kullanışlı değil ve özellikle yoğun çatışma durumlarında sadece farenin orta tuşuna basarak standart saldırıyı yapıyorsunuz. Sizi bilemiyorum ama bana inanılmaz derecede kullanışsız geldi.

The Darkness II'de artık düşmanları sessizce öldürmemize yarayan “creeping darkness” özelliği yok. Önceden sağda solda koşturan ve birden fazla üretebildiğimiz Darkling’lerden sadece bir tane çıkıyor ve  ilk oyunun aksine ne zaman çıkacağını biz belirlemiyoruz ve bu değişiklik için firma tarafından söylenen ise; Darkling’le duygusal bir bağ kurmamız için tek bir Darkling varmış oyunda ve sonlara doğru iş iyice çığrından çıkıyor, komik bir hal alıyor. Yapımcıların eforlarına rağmen Darkling’in başka bir hoşuma giden ve aklımda kalan yanı konuşma şekli olduğunu özellikle belirtmek isterim.

Nerede kalmıştık? eğlence. Evet, oyun çok eğlenceli. Birisini silahla vurup, daha sonra yakınına gelip yakalayarak ikiye bölmek insanı eğlendiriyor. Bir de oyunun ortalarından sonra hikaye bir-iki akılda kalıcı karakterin (bu karakterlerden birisinin baş kötü olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, baş kötü inanılmaz derecede düz ve oyunu bitirdiğiniz anda unutacağınız bir karakter) katılmasıyla biraz da olsa ilgi çekici bir hal almaya başlıyor. The Darkness II çok akıcı ilerliyor ve kendini oynatıyor, bunu da ekleyeyim, hakkını yemeyelim oyunun arkadaşlar.

ilk oyunda olduğu gibi sıradışı, başka bir evrende olduğunuzu hissettiriyor. Ayrıca denenmiş ve onaylanmış formülleri izleyen, seriyi daha popüler yapma amaçlı tasarlanmış bir oyun olduğunu belirtmek isterim. Ben The Darkness isminden çok daha fazlasını bekliyordum. Ancak ilk oyunu oynamadıysanız ve bu oyuna sıfır beklentiyle başlayacaksanız sizi oldukça şaşırtacak ve eğlendirecek bir yapım olduğunu söylemek isterim.  Hikayesi de hiç fena değil, içerik göz önüne alındığında biraz pahalı da olsa  sizi uzun bir süre oyalayacak bir oyun olduğunu söyleyebilirim.

Eğer The Darkness’ın formülüne sadık kalıp onun üzerine bir şeyler inşa etseydi , inanılmaz bir oyun olabilirdi The Darkness II. Bu haliyle bile eğlencelik olmaktan öteye giderek bizden çok iyi puan alıyor. Önceki oyun, oyuncunun New York sokaklarında, bir-iki cadde de olsa özgürce gezmesine izin vererek çok daha fazla bir maceranın içinde olduğunu  hissettiriyordu. The Darkness II’de ise “ilerle, ateş et, parçala, kazandığın puanlarla yeni yetenekler al, ilerle, ara sahneyi izle, ilerle” tarzı bir oynanış söz konusu. Elbette bu ve oyunun sanat stilindeki değişimlerde yeni yapımcı Digital Extremes’in (Bioshock 2′nin çoklu oyuncu modundan hatırlayabilirsiniz) payı oldukça büyük.


Oyun Özellikleri
Oyun Görselleri
mac oyunlarõ