Tomb Raider 9 Underworld
Tomb Raider Underworld, yıllar önce kaybolan annesinin izini süren Lara'nın, babasının araştırmalarına dair gizemli bulgulara rastlamasını konu alıyor…
 
İlk Tomb Raider serinin 3. oyununun ardından düşüşe geçen seriyi Crystal Dynamics'in Tomb Raider Legend ile dirilttiği malumunuzdur. Tomb Raider: Underworld ise Legend'ı ve Anniversary'yi başarılı birer "hit" yapan öğeleri nispeten daha cilalı bir hale getirerek sunuyor. Tomb Raider Underworld, yıllar önce kaybolan annesinin izini süren Lara'nın, babasının araştırmalarına dair gizemli bulgulara rastlamasını konu alıyor. Maya, İngiliz ve Kuzey mitlerine konu olan "Yeraltı Dünyasının" peşine düşen Bayan Croft'un, işlerin beklenmedik bir biçimde gelişmesi sonucunda, Thor'un çekici Mjöllnir'i çok geç olmadan ele geçirmesi gerekiyor. TR: U'nun senaryosunun önceki oyunlardan daha sürükleyici olduğunu söyleyebilirim. Farklı mitolojilerin harmanlanması hem senaryoyu hem de bölüm tasarımlarını renklendiriyor. TR: U, Croft Malikanesi'nde gerçekleşen büyük bir patlama sahnesiyle açılıyor. Oyun "Ne oldu? Tüp mü patladı acaba?" gibi sorularınızı bu aşamada yanıtsız bırakarak sizi bir hafta öncesine götürüyor. Yeni bir Tomb Raider, yeni bir Lara...

Lara'nın her yeni Tomb Raider oyununda görünüş açısından ufak değişiklikler geçirmesi geleneksel bir hal aldı. TR: Uunderworld karşımıza daha atletik ve daha güçlü görünen bir Lara çıkarıyor. Elbette ki tüm değişim Lara'nın kaşlarından ibaret değil. Lara genel duruş itibariyle çok daha canlı görünüyor ve çok daha akıcı hareket ediyor. Yakındaki düşmanlarını sıkı tekmelerle alt edebiliyor ve aynı anda iki hedefe nişan alabiliyor. Lara yolunun üzerindeki yaprakları nazikçe itiyor, gerçekçi bir biçimde zıplayıp tutunuyor ve oldukça etkileyici yüz ifadelerine sahip. TR: U'nun Lara'sının gördüğüm en akıcı hareketlere sahip olan oyun karakterlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.

TR: U'nun bölüm tasarımları konusunda da önceki iki oyuna nazaran bir parça daha başarılı olduğunu söylemek münkün. Akdeniz sularına yapacağınız bir dalışla başlayan ilk bölümün ardından, Tayland kıyılarını, Meksika ormanlarını ve hatta Kuzey Buz Denizi'ni ziyaret edeceksiniz. Bölümler daha karmaşık ve sizi araştırmaya teşvik edecek bir biçimde tasarlanmış. Öte yandan TR: U çıkmadan önce Crystal Dynamics'in vadettiği sınırsız serbestlik bir düş olarak kalmaktan ileri gidemiyor. Evet; bir sonraki adımda ne yapacağınızı kestirmek biraz daha zor. Ancak belirlenmiş olan yolların dışına çıkamıyor ve yapımcıların düşünmediği bir yol izlemeye kalkıştığınızda, yaklaşık üç metreden düşerek yerde yuvarlanan Lara'nın cansız bedeniyle karşılaşıyorsunuz. TR: U, Legend ve Anniversary'deki platform öğelerini biraz daha eğlenceli bir biçimde sunmayı başarsa da, asıl hikmeti bulmacalar üzerine kurulmuş olan bölüm tasarımlarında saklı. Bulmacalar ne zor ne de gereğinden fazla basit. Devasa disklerden oluşan tuhaf makineleri çaresiz bir halde saatlerce kurcalamak yerine, mantığını çabuk kavrayabildiğiniz eğlenceli bulmacalar çözüyorsunuz. Zaman zaman kancanızı kullanarak fizik motorunu hesaba katmanız gereken bulmacalarla da karşılaşıyorsunuz ancak maalesef, bunu yapabileceğiniz yerler oldukça az.

Legend'da ve Anniversary'de ekranda görünen tuşlara doğru zamanda basmanızı gerektiren aksiyon sahneleri, TR: U'da yerini daha yaratıcı bir fikire bırakmış. Kritik anlarda oyun ağır çekime geçiyor ve gerçek zamanlı olarak kontrol etmeye devam ettiğiniz Lara ile yapmanız gerekeni yapıyorsunuz. Olup bitene dikkat edemeden, yalnızca ekranda belirecek olan tuş kombinasyonlarına odaklandığınız eski yöntemle karşılaştırıldığında, ağır çekimde hareket etmenin daha heyecanlı ve sinematik açıdan daha etkileyici olduğunu söylemeliyim. TR: U ile birlikte Lara, her türlü arazi koşulunda yol alabilen bir motorsiklete kavuşuyor. Üzerinden istediğiniz zaman inebileceğiniz bu araçla, hiç ummadığınız mekanlarda yol alabiliyorsunuz. Hatta Southern Mexico'nun bir bölümünde motosikletinizin üzerinde zamana karşı yarışmanız gereken ufak bir bölüm de mevcut. Yol tutuşu konusunda kesinlikle sınıfı geçen arazi motorsikleti, kontroller konusunda fena halde çuvallıyor maalesef. Biraz hızlandığınızda; Mass Effect'in Mako'suna rahmet okutacak bir biçimde zıplamaya başlıyor ve kontrolü kaybediyorsunuz. Eğer Crytal Dynamics bana Tomb Raider oyunlarından hangi öğenin kalıcı olarak çıkartılmasını istediğimi sorsaydı, cevabım kesinlikle "çatışmalar" olurdu. Önceki oyunların zayıf halkası olan çatışmalar ve dövüş / ateş etme sistemi, TR: U'daki yerini aynen koruyor maalesef. Genel olarak tüm mücadelelerde, rastgele yönlere doğru koşup parendeler atarken ateş etme tekniğini uyguladım. Tıpkı önceki oyunlardaki gibi; TR: U'daki vuruş hissi gerçekten çok zayıf. Lara otomatik olarak nişan aldığından, size düşen anlamsızca zıplamak ve koşmak oluyor. Herhangi bir taktik izlemeniz kesinlikle mümkün değil. Düşmanlarınız hormonlu bir karpuzdan hallice zekiler. Bir bölümde, ormanda karşılaştığım bir haydutun taş blokların arkasına geçtiğini gördüğümde siper aldığını zannederek heyecanlandım. Ben bir sonraki hamlemi hesaplamaya çalışırken, blokların diğer ucundan koşarak çıktı ve açıkta durarak ateş etmeye devam etti. Yaratıklar ise en az insan düşmanlarınız kadar embesil olmalarına karşın, çevik oldukları için sorun yaratabiliyorlar. Böyle durumlarda tekmeleriniz oldukça faydalı oluyor. Andrenalin göstergeniz dolduğunuzda ise bazı özel hareketler yapabiliyorsunuz. Bu modda ağır çekimde hareket ederken, ekrandaki hantal imleci düşmanlarınızın kafalarının üzerine getirmeye çalışıyorsunuz. İlk denemelerinizde eğlenceliymiş gibi görünse de kısa sürede sıkılıyorsunuz. Sonuç olarak; savaş sahneleri yolunuza çıkan zihinsel engelli düşmanları öldürüp zaman kaybettiğiniz sıkıcı anlar olmaktan öteye gidemiyor.

TR: U, bu nesilde görebileceğiniz en güzel grafiklere sahip oyunlardan biri. Yağmurda ıslanan, toza bulanan ve hatta terleyen Lara gerçekten de nefes kesici görünüyor. Dış ve iç mekanlar da en az Lara kadar etkileyici. Su altı bölümündeki denizanalarının tehditkar renklerini görerek ürperiyor, Kuzey Buz Denizi'nde ilerlerken üşüdüğünüzü hissediyor, nemli ve karanlık tapınaklarda dolaşırken içerideki rutubetin rahatsız edici kokusunu içinize çektiğinizi hayal edebiliyorsunuz. Işıklandırmalar ve gölgeler de bu tablolara hayat veriyor. Üstelik TR: U, PC'de oldukça etkileyici bir optimizasyona sahip. Elbette ki oyunun yoğun ve hızlı bir aksiyon içermiyor olmasının da bu küçük optimizasyon mucizesindeki payı büyük. Yeni nesille birlikte daha iyi grafiklere kavuşmuş olsak da bunun karşılıksız bir armağan olmadığını anlamaya başlıyorum. Artan geliştirme maliyetleri ve emek talebi yüzünden, oyunlar gittikçe daha kısa oynanış sürelerine sahip olmaya başladı. TR: Underworld uzun bir solukta bitirebilmeniz mümkün. Oyunu bitirdikten sonra bölümleri yeniden ziyaret ederek gizli hazineleri toplayabilir, galerideki yeni materyallere ulaşabilirsiniz. Yine de uzun bir tek kişilik modun vereceği hazzı yakalamak zor olacaktır. Buna rağmen TR: Underworld, yaşamaya değer bir macera sunuyor ve oyun yağmurunun büyük damlalarından biri olarak şemsiyemizde "pat" sesi çıkartıyor.


Oyun Özellikleri
Type Here
Oyun Görselleri
mac oyunlarõ