Omerta: City of Gangsters
1920'lerin Amerikan Rüyası siz oyuncuları çağırıyor! Sıfırdan var olabilmek için ellerinizi kirletmeniz gerekir. İyi bir mafa oyunu deneyimi yaşamak istiyorsanız Omerta: City of Gangsters'ı oynamalısınız…
 
 
The Godfather filmini izledikten sonra gaza gelip siyah takım elbisleri ve şapkaları giyip sokaklarda terör estirmemiştir ki? Hmm, evet kimse böyle bir şey yapmamıştır, en azından umalım da yapmamış olsunlar. Ama bunu geçtim, pek çok kişi Don Vito Corleone'dan daha iyi Baba olurum demiştir herhalde. Eğer demediyseniz bile artık bunu demek için bir şansınız var. Tropico 3 ve 4 gibi eğlenceli yapımları bizlere sunan Haemimont Games'in yeni bombası Omerta: City of Gangsters bizlere mafya babası olma şansını veriyor. Zira karşımızda Mafya konulu oyunları sevmeyenleri bile ekran başına kilitleyeceğini düşündüğümüz bir oyun duruyor. Omerta: City of Gangsters'ın hikayesini tipik mafya filmi hikayelerini andırıyor ama oyunu oynadıkça hikayenin ne kadar iyi işlendiğini fark ediyorsunuz. Oyunda Amerika'daki Atlantic City'ye gelen ve cebinde sadece 5 dolar bulunan birini yönetiyorsunuz. Amerikan Rüyası'nı yaşamak isteyen bu kişi kısa yoldan para kazanmanın yollarını arıyor ve kendini mafyanın içinde buluyor. Hızla basamakları çıkıyor ve kendini bir mafya babası olarak buluyor. Tabii mafya babası olmak kolay mı onu da oyunu oynarken anlayacaksınız...

Oyunun senaryo bölümünde 20 adet bölüm bulunuyor. Bu bölümler hikaye akışına göre ilerliyor ve bölümlerde size pek çok görev veriliyor, onları yaptıkça bölümleri tamamlıyorsunuz. Senaryo moduna ilk girdiğinizde sizden karakterinizi yaratmanız isteniyor; buradan karakterinizin ismini, fotoğrafını seçiyorsunuz ve size sorulan sorulara cevap vererek karakterinizin geçmişini oluşturuyorsunuz (aslında burada cevaplarınıza göre karakterinizin yetenek puanlarını dağıtıyorsunuz). Gelelim oyunun oynanışına; Omerta: City of Gangsters'da 2 oynanış türü sizleri bekliyor. İlk oynanış türü Tropico ve pek çok şehir yönetimi simülasyonuna benzeyen şehir ekranı, diğer oynanış türü ise taktiksel sıra tabanlı dövüş ekranı. Şehir ekranında ilk olarak ekip elemanlarınızı seçiyorsunuz, onları iş ekranından işe alıyor ve işe aldıktan sonra aylık olarak maaşlarını ödüyorsunuz. İşe almadan önce karakterlerin yeteneklerine göz gezdirmenizi tavsiye ederim, çünkü tüm karakterlerin yetenekleri farklı. Daha sonrasında ise ekip elemanlarınızı görevlere gönderiyorsunuz ve onların işlerini halletmelerini bekliyorsunuz. Ayrıca tüm gelir gider işlerinizi de yine bu ekrandan yapabiliyorsunuz. İsterseniz küçük örneklerle oyunun oynanışını anlatayım; mafya işlerinizi yönetebilmeniz için paraya ihtiyacınız var ve para kazanmanız lazım. Para kazanma işini pek çok türden yapabiliyorsunuz. Dilerseniz, bir ekip elemanınızı bir binayı kiralamak için yollayabilir ve oraya bira fabrikası kurabilirsiniz. Daha sonra ise yasadışı market kurar ve biralarınızı el altından yüksek fiyata satmaya başlayıp para kazanabilirsiniz. Ancak bu iş size kirli para kazandırır ve polis tarafından dikkat çekersiniz. Veya aynı şekilde bina kiralarsınız ve oraya likör fabrikası kurarsınız ve bunları kurduğunuz bir eczanede sağlık için satarsınız. Bu sefer ise temiz para kazanırsınız. Veya tüm bunları yapmayıp, silah satan bir insandan silahı ucuz fiyata satın alırsınız ve silah isteyen diğer bir insana silahı pahalıya satarsınız. Ya da bir binayı gene kiralayıp oraya boks arenası kurar ve oradan para kazanabilirsiniz. Oyunu istediğiniz gibi özgürce oynayabiliyorsunuz ki bu da oyunun oynanabilirliğini son derece arttırıyor. Kirli paranın da, temiz paranın da işinize yaradığı durumlar olabiliyor (hatta bir politikacıya gidip, kirli paralarınızı, temiz para yapmasını bile isteyebiliyorsunuz).

Demin polis tarafından dikkat çekersiniz demiştim, biraz da o kısmı açıklayayım. Yaptığınız her iş polisi etkiliyor. Oyun ekranında aynı Grand Theft Auto oyunlarında olduğu gibi 5 adet yıldız var. Eğer dikkat çekme seviyeniz 5 yıldıza dayanırsa, polis sizin için soruşturma başlatıyor. Bu durumda da yapacağınız pek çok şey var. Dilerseniz polise rüşvet verebilir ve soruşturmayı sonlandırabilirsiniz, veya suçluyu başka biri olarak gösterebilirsiniz ya da polis merkezine baskın yapabilir ve delilleri yok edebilirsiniz (sıra tabanlı dövüş ekranında). Yine hemen hemen her şeyde olduğu gibi oyun sizi bu konuda da özgür bırakıyor. Ama şunu da unutmayın, eğer soruşturma biterse oyun da sona ediyor ve kaybetmiş sayılıyorsunuz. Polis dışında bir de halk tarafından sevilme ve sevilmeme (korku desek daha doğru olur aslında) puanlarınız var. Eğer eczaneler veya bedava çorba satan yerler kurarsanız halk tarafından seviliyorsunuz ve yaptığınız bazı işler bu nedenle size daha çok para getiriyor. Ama dükkanları basıp hırsızlık yapar veya işlerinizi tehditle çözerseniz o zaman halk sizi sevmiyor ve sizden korkuyor. Sevilme ve korkma oyunun değişik bölümlerinde işinize yarayabiliyor. O yüzden buna da dikkat etmeniz gerekiyor.

Sıra tabanlı dövüş ekranında ise ekip elemanlarınızla düşmanları öldürmeye çalışıyorsunuz (veya bazı görevlerde belli bir eşyayı alıp kaçmanız da istenebiliyor). Sıra tabanlı dövüş ekranı aynı X-COM, Fallout 1-2 ve Jagged Alliance oyunları gibi çalışıyor. Düşmanların ve sizin karakterlerinizin tur başına belirli bir aksiyon ve hareket puanları var. O puanları harcayıp karşınızdakini etkisiz hale getirmeye çalışıyorsunuz. Ayrıca karakterlerinizin özel yetenekleri de bulunuyor. Örneğin; doktor belli bir aksiyon puanına kendini iyileştirebiliyor, veya başka bir karakter aksiyon puanları bittikten sonra aksiyon puanlarını yeniden doldurabiliyor. Bunun gibi pek çok yetenek karakterlerde bulunuyor. Öte yandan karakterleriniz seviye de atlıyorlar, onlar seviye atladıkça onlar için yeni yetenekler de seçebiliyorsunuz. Hatta onları ekipman yönünden aynı RPG oyunlarındaki gibi özelleştirebiliyorsunuz da. Sıra tabanlı dövüşlerle sadece görevlerde karşılaşmıyorsunuz. Her an her yerde karşınıza çıkabiliyorlar. Mesela ekipten birini bir depoyu basması için yolladınız diyelim, siz çaldığı mallarla geri dönmesini bekliyorsunuz ama onlar her zaman başarılı olamayabiliyorlar ve direnişle karşılaşabiliyorlar işte o zaman da sıra tabanlı dövüşlerle karşılaşabiliyorsunuz. Sıra tabanlı dövüşlerde karakterleriniz ölürse, yaralanmış sayılıyorlar ve belli bir süre bazı yeteneklerinden mahrum kalmış olarak devam ediyorlar. İyileşme süreçlerini hastane binaları yaparak hızlandırabiliyorsunuz. Hatta ve hatta bazen öldükleri zaman polis tarafından yakalanıyorlar ve hapse atılıyorlar. Sizler de gidip diğer ekip üyelerinizle polis merkezini basıp arkadaşınızı kurtarabiliyorsunuz. Bir mafya oyunu değince aklınıza ne geliyorsa onu Omerta: City of Gangsters'da bulabilmeniz mümkün. Kurduğunuz binaları da belli bir para veya ekipman karşılığında daha efektif kullanım amacıyla geliştirebildiğinizi de belirtmek isterim.

Oyunda senaryo bölümü dışında kum havuzu modu ve çok oyunculu modlar da bulunuyor. Kum havuzu modunda bir ana görev olmaksızın istediğiniz gibi oynuyorsunuz ve gelişmeye çalışıyorsunuz. Oyun aralarında rastgele görevler olduğu için belli bir süre sıkılmadan bu modda oynayabiliyorsunuz ama Tropico oyunlarında olduğu gibi gelişmiş bir kum havuzu modu da beklemeyin çünkü bina inşaatı bu oyunda bulunmuyor. Sadece binaları kiralayabiliyorsunuz ve oralara kendi işlerinizi kurabiliyorsunuz o kadar. O yüzden bu mod belli bir süre sonrasında sıkabiliyor. Ayrıca oyunda zaman sistemi de bulunmuyor, tarih ilerlemiyor günler geçmiyor.

Omerta: City of Gangsters'ın çok oyunculu modları ise kendinden bekleneni veriyor. Sıra tabanlı dövüş sisteminden oluşan çok oyunculu modlarda ya kooperatif olarak bilgisayara karşı ya da diğer insanlara karşı oynayabiliyorsunuz. Çok oyunculu modlarda oynadıkça para kazanıyor ve ekibinize yeni karakterler katabiliyorsunuz. Bu karakterler oyunun tek kişilik senaryo bölümünde bulunan karakterlerden tamamiyle farklılar. Her ne kadar taktiksel dövüşlerde yapay zeka iyi olsa da gerçek insanlara karşı oynamanın verdiği tat bir başka oluyor.

Omerta: City of Gangsters'da yapımcı Haemimont Games, Tropico 3 ve 4 oyunlarında kullandığı grafik motorunu kullanmayı tercih etmiş. Bu yüzden oyunun grafikleri Tropico oyunlarına fazlasıyla benziyor, ancak hemen yanlış anlamayın grafikler sadece teknik açıdan benziyor. Yoksa oyunun geçtiği Atlantic City, tam anlamıyla 1920'lerin Amerika ruhunu taşıyor ve sizleri o yıllara götürüyor. Haemimont Games yaşayan bir şehir yaratmayı başarmış. Şehirde gece gündüz oluyor, insanlar şehirde dolaşıyor işlerine gidiyor, yağmur yağıyor insanlar ellerine şemsiyelerini alıyor, yollar ıslanıyor kısacası grafiksel açıdan pek çok detay oyunda bulunuyor. Stratejik dövüş modunda da yine grafikler göz dolduruyor, silah efektleri, ekibinizin ve düşmanlarınızın hareketleri son derece gerçekçi. Kısacası oyunun grafiklerini oldukça beğendim, oyunun optimizasyonu da iyi. Eğer firmanın diğer oyunları Tropico 3 ve 4'ü rahat çalıştırabilen bir PC'ye sahipseniz Omerta: City of Gangsters'ı de rahatlıkla oynayabilirsiniz.

Gelelim ses ve müziklere; aslında bu konuda söylenecek pek bir şey yok. Ses ve müzikler konusunda Omerta: City of Gangsters çok başarılı. Karakterlerin seslendirmeleri, ses efektleri oldukça kaliteli olarak hazırlanmış. Seslendirmelerde karakterler duygularını çok iyi yansıtıyorlar yine ses efektleri atmosfere katkı sağlıyorlar. Müzikler ise oyunun geçtiği dönemle oldukça uyumlu ve çoğunlukla jaz parçalarından oluşuyorlar. Tropico 3 ve 4'ün müziklerinin ne kadar iyi olduğunu biliyorsunuzdur, Omerta: City of Gangsters da en az o oyunlar kadar iyi müziklere sahip.

Bildiğiniz gibi uzun yıllardır mafya temalı bir strateji oyunu çıkmıyor. İşte oyun dünyasındaki bu boşluğu Omerta: City of Gangsters çok güzel bir şekilde doldurmayı başarıyor. Haemimont Games, sıra tabanlı strateji türündeki dövüşleri ve şehir ekranındaki mafya yönetimi unsurlarını çok dengeli bir şekilde oyuna aktarmayı başarmış. Hem Tropico tarzındaki şehir yönetimi oyunlarını sevenler hem de X-COM ve Jagged Alliance tarzı sıra tabanlı strateji oyunlarını sevenler Omerta: City of Gangsters'da aradıklarını bulacaklar. Tabii ki mafya konulu oyunları sevenler de Omerta: City of Gangsters'da aradıklarını bulacaklar. Kısacası güzel hikayesiyle, rahat, oyuncuyu asla sıkmayan ve özgür oynanabilirliğiyle, sunduğu bir çok modla ve tabii ki sunduğu eğlenceli deneyimle Omerta: City of Gangsters'ı tüm strateji severlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Oyunun anlatılacak daha pek çok güzel özelliği var ama onları da keşfetmek sizlere kalsın. Takım elbiselerinizi, şapkalarınızı ve tabii ki de Tommy Gun'larınızı hazırlayın, Atlantic City sizi çağırıyor.


Oyun Özellikleri
Oyun Görselleri
mac oyunlarõ