Need for Speed Underground 2
Bekledik bekledik ve sonunda işte… Yazısını yazdığım süre boyunca bu oyunu oynamaktan mahrum kaldığım için üzüleyim mi yoksa fikirlerimi istediğim gibi yazdığım için sevineyim mi?
 
Need for Speed Underground ilk sürümüne göre bir çok şey eklenip oyun baştan yaratıldı. Orijinal konseptin korunması gerekliliğinin ötesinde bu ölçütün geliştirilerek bizlerin beğenisine sunulmuş olması görülmeye değer. Grafiklerin tekrar elden geçirildiği bariz, arabaların çoğu her ne kadar ilk oyundakilerin tamamını içerse bile detaylarında bir kez daha uğraşıldığı anlaşılır bir vaziyette karşımıza çıkıyor. Bunun ötesinde bizim asıl isteğimiz olan hız ve coşku tamamıyla olması gerektiği gibi. Oyun, menüler boyunca en çok karşımıza çıkacak olan ünlü model Brooke Burke ile açılıyor. 'Ben olsam gerçek yaşamımda oyundaki gibi sürmezdim' gibilerinden tavsiyelerini 'Esc' tuşuyla atladıktan sonra UG2'nin demosunu oynayanların aşina olacağı 'hızlı' açılış videosu ekranlara geliyor. Burada oyunun geneli hakkında bir fikre sahip oluyorsunuz. Gelişmiş efektler, station kasa arabalar ve ilkinden çok daha fazla modifiye parça takma imkanı gözümüze çarpan ilk ayrıntılar oluyor. Bu videonun bitmesiyle birlikte artık dönüşünün olmadığını bildiğiniz bir yola ilk adımınızı kendinize yeni bir profil ekleyerek gerçekleştiriyorsunuz. Sonrasında da dediğim gibi alıştığınız Underground mönüsü ve heyecanı sizi karşılıyor. Yalnız buradaki alışmışlık sadece içerik ile sınırlı denebilir. Çünkü mönülerin akışı ilkinin aksine dikey olarak değil de yatay olarak hareket ettiriliyor. Önceki oyundaki Underground modunun yerini ise Kariyer almış.

Oyunun options menüsünden ise en son olarak bahsetmek istiyorum. Gerçi oyunun asıl önemli noktasının ve oyuncuların en çok merak ettikleri yerin kariyer olduğunu biliyorum; ama, grafik, ses ve benzeri ayarları yapmadan da oyundan tat almayı beklemiyorsunuzdur. Oyun, sahip olduğunuz sisteme uygun bir performans ayarını gerçekleştirmiyor, bunları kendiniz ayarlamalısınız. Çözünürlüğü sisteminizin imkanlarına göre artırıp azaltabilirsiniz. Keza detay seviyesini de ana ekrandan kolaylık olsun diye kısa bir sürede tek bir sürgü ile değiştirebilirsiniz.

İşte olayın kendini kaybettiği yer. Eminim oyunu oynadığınız ilk anda kendinizi hemen kariyer moduna atıp olaylara uyum sağlamaya çalışacaksınız; ama, burada belirtmek istediğim bir nokta var. UG2, atasından daha farklı bir biçimde kariyer yapmanızı sağlıyor. Her şeyden önce yarışlar size gelmiyor, siz yarışlara gidiyorsunuz. Belki de oyundaki en büyük yenilik ve hoşluk bu. Bayview diye koskocaman bir şehir var ortada ve siz burada arabanızla yarıştan yarışa koşuşturuyorsunuz. Ama burası ilk oyundaki şehirden daha farklı, daha çok atraksiyon içeren bir yer. Bayview'i gördükten sonra ilk oyunun caddelerine ise sadece köy diyebilirim. Peki biz neden buradayız?. İşte buraya gelme nedenimiz yine ilk underground'dan çok farklı değil: yine sokakların efendisi olacağız. Yalnız kariyer modunun başında izleyeceğimiz video ile bütün bunlar o kadar tatlı bir senaryo üzerine monte edilmiş ki, beğenmemek imkansız. Buna göre aylar öncesinde caddelerin şövalyesi olan biz küçük bir atışma sonrasında hırsla Bayview'e gidiyoruz. Ve kendimizi orada ispat etmeye çalışıyoruz.

Sürekli bizim yanımızda olan Samantha burada ise oyunun  başında çıkıyor. Ama bizimkinin tam da hırs küpü olduğu zamana denk geldiği için konuşması yarıda kalıyor. Tabi biz hemen yola çıkıyoruz. Bayview'de ise Samantha'nın dillere destan güzellikteki arkadaşı Rachel, namı diğer Brooke Burke, yaşamakta. Bayview'e gidecek olan 'pilotumuz', uçağın havaalanına inişi ile birlikte Rachel'in aracını alıyor ve öncelikle kendine bir araba beğenmek için kolları sıvıyor. Tabi siz ardından da seçtiğiniz araç ile sıfırdan başlayarak tüm Bayview'e gücünüzü gösteriyorsunuz. Buradan sonra alıştığınız klasik bir arabirim ile karşılaşacağınızı sanıyorsanız da epey yanılacağınızı bilmelisiniz. Çünkü az önce de dediğim gibi yarış haberleri ilk oyunda olduğu gibi direk araç bilgisayarınıza gelmeyecek bu sefer. Yine bir bilgisayar ağı ile arabanızın donatılmış; fakat, bu sistemi gelen telefonlara cevap vermek ve bilgi veren mailleri okumak için kullanabiliyorsunuz. 'M' tuşuna bastığınızda tüm şehrin haritası ekranlara geliyor. Burada sol taraftaki sütunda göründüğü üzere harita üzerindeki noktaların ne anlama geldiğine dair bilgiler almanız mümkün. İçi boş yuvarlaklar müsabakalara, içi dolu yuvarlaklar ise alış-veriş yapabileceğiniz mekanlara karşılık geliyor. Bunun yanı sıra harita üzerindeki yollarda göreceğiniz üçgen simgeleri de dikkatinizden kaçmayacaktır. Yeşil olanı sizsiniz, turuncu olanları ise rakipleriniz. Yol üzerinde karşılaşabileceğiniz rakipler, aynı Midnight Club'da olduğu gibi şehirdeki yolları kullanarak üstünlük sağlama mücadelesi şeklinde kullanılıyor. Rakibe çok yaklaştığınızda yanınızdaki arabadan meydan okuma teklifi geliyor ve 'Enter' tuşuna basarak kabul etmeniz ile beraber karşınızdakine 300 metre fark atmaya çalışmanıza dayalı bir yarış start alıyor. Sonucunda 100 kredi kazanıyorsunuz. Bu da oyundaki ekstra yeni modlardan birisi.

Oynanışa etki eden küçük değişiklikler sürüş sırasında kendini fazlasıyla belli ediyor. Örneğin, artık her yarışın başında sabit bir nitro gücünüz yok. Başlarken belli bir nitro seviyesi ile girişinizi yapıyorsunuz, ardından da parkurlar boyunca aldığınız puanlar(trafikteki araçlara yakın geçişler, arabayı kaydırmak, 360 derece dönmek, draft) neticesinde ibre tekrar yükselmeye başlıyor. Yani istediğiniz her an NOS kullanma şansına sahipsiniz. Tabi aynı şeyleri rakiplerinizin de yapabildiğini hesaba katmalısınız. Benzer şekilde ekstra puan alabileceğiniz yeni yeni imkanlar da geliştirilmiş. Bunların arasında en dikkat çekeni kalkış anında aracın ivmesinin büyüklüğünü oluşturuyor. EA buna Burnout! demiş, aman ne güzel etmiş. Kalkarken harcadığınız nitro miktarını arabanızın performansına bağlı olarak birkaç misli fazlasını birden ele geçirebiliyorsunuz. Ayrıca start çizgisinin hemen önünde, diğer arabaların yanındayken nitroya bastığınız takdirde eklenen bonus puanının adına ise burada Spray denilmiş. Bu gaz kütlesinin arabanızın neresinden çıkmasını isterseniz oradan çıkacak şekilde bile arabanızı modifiye edebiliyor olmanız ise benim oha falan olmama neden oldu. Ayrıca nitronun görsel olarak birici Underground'dan çok öte bir noktaya taşındığı da bariz. Bunu en güzel biçimde arabanın arkasından oynadığınızda fark ediyorsunuz. Blur efekti yine ekranın geneline hakim oluyor; ama, arka farların ışık tanelerinin parlamasını hayretler içerisinde seyrettim desem yeridir. Özellikle 220-230 km. ile hız yaparken nitroya bastığınız anda ekranda dehşetengiz bir cümbüş yer alıyor.

NFS: Underground'da gördüğümüz Circuit, Sprint, Drift, Drag modlarının yanına tamı tamına iki farklı yeni oyun tarzını daha eklemiş EA. Bunlar; 'Street X' ve 'URL'. URL tabi ki bildiğimiz manasında kullanılmamış; açılımı 'Underground Racing League'. Street X modundan başlamam gerekirse bunda yapmanız gereken şey; tamamıyla drift parkuruna benzeyen sık dönemeçli ve toz toprak dolu bir alanda diğer araçlarla karşılıklı yarışmak. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken bir unsur olarak rakiplerinizin aşırı derecede çirkefleştiğini belirtmek isterim. Buna göre arabalarını sizin üzerinize sürüyorlar, yok pahasına bile olsa sizi duvara çarptırmak için kendileri de bodoslamasına duvara geçirebiliyorlar. Asfalt tipte bir yapıda olan bu yolun kenarlarında da toz toprak serpintileri var. Bunların üzerinden hızla geçmeniz suretiyle etraf göz gözü görmez bir hale gelebiliyor. Tabi sık dönemeçlerle dolu olan bu bölümde ne kadar hız yapılır, o da ayrı bir mevzu. Kısaca bu türün amacı; dikkatinizi toplayıp reaksiyon zamanlarında yerinde dönüşler ve frenajlarla yolunuzu devam ettirmek, ve diğer yarışçıların sizi ölümüne engellemesine maruz kalarak bölümü birinci bitirmek.


mac oyunlarõ