Penumbra Collection
Penumbra: Black Plague Korku, gerilim ve macera türlerini sevenler ve özellikle ilk oyunu oynayanlar için iyi bir tercih olacağı da su götürmez bir gerçek.
 
Penumbra Black Plague'in grafiklerinin bir önceki sürümünün devamı niteliği şeklinde olduğunu ve ilk sürümü oynayan arkadaşların kolaylıkla kontrollere ve oynanışa adapte olacağını söyleyebilirim. Yapımcılarımız ufak tefek detayları değiştirmişler. Genel olarak grafiklere baktığımızda ise atmosferi sağlamak açısından gayet yeterli. Eski denilebilecek kaplamalar ve artık oyunlarda standart haline gelmiş olan ışık ve aydınlatma efektleri idare eder. HPL Engine'a yapımcılar, iki üç yeni ışık ve su efekti katarak yollarına devam etmeyi tercih etmiş.

Black Plague'nin sesleri ve müzikleri belki de en sorunsuz yerlerinden birisi olmuş. Müzikler tam olarak oyunun sizi içine hapsettiği atmosferi güçlendirir nitelikte. Sesler ise oldukça başarılı, çünkü yapımcılar oldukça özen göstererek, her nesnenin kendine has bir ses çıkarması için çalışılmış gibiler. Profesyonel stüdyolarda nesnelerin birbirleriyle değdiklerinde çıkardıkları seslere kadar tek tek kaydedilmiş ve oyunda kullanılmış. Black Plague'de bir taşı alıp başka bir taşa sürttüğünüzde gerçekten taşın taşa sürtünme sesini duyacaksınız. Fakat o taşı alıp da bir kutuya sürttürürseniz, tahmin ettiğiniz gibi taş-karton ilişkisi ile karşı karşıya kalırsınız. En beğendiğim nokta ise, nesnelerin ıslak olup olmadıklarına dahi dikkat edilmiş olması ki, çoğu oyunda asla görmediğimiz bir ayrıntı. Black Plague'nin size yaşatacağı atmosfer kesinlikle ilkinden bir adım önde derken, oyunun artılar kısmında yer alıyor. Diğer oyunun aksine bu oyunda yalnızca böcekler ve vahşi hayvanlar değil, virüsün etkisiyle mutasyon geçiren insanlar da düşmanımız olarak bulunuyor.

Yapay zekadan bahsetmeden geçmek olmaz. Oyunda seslere çok özen gösteren yapımcılarımız, karşınızdaki yaratıkların sizin çıkardığınız seslere de tepki vermelerini sağlamış. Yani düşmanlarımızın yalnızca gözleri değil, kulakları da hassas. Zaten ellerinde fenerle her daim sizi takip etmeye çalışan rakipler, odanın içerisinde çıkaracağınız sesleri kapının dışından duyabiliyor, kapıları açıp sizleri arayabiliyor ve gerçekten de bulmak için çok fazla çaba sarf ediyorlar. Tabi karşınıza kapı kıran insanımsılar çıktığında yaşayacağınız korku ve vücudunuzun salgılayacağı adrenalin bu oyunun iyi yanlarından birisi oluyor. Fakat yapay zekada ufak tefek kusurlara rastlayabilirsiniz. Yaratıklar kendilerine çizilmiş rota içerisinde hareket edebiliyorlar ve bu yüzden her yere gelemiyorlar. Yani yan yana iki oda düşünün. İlk kapıdan girebilen bir yaratık, ikinci kapı onun bölgesi olmadığı için girip sizi arayamıyor. Bu da oyunda size rahat bir nefes aldıracak.

Penumbra First Person Shooter görüşüne sahip ve kontroller de tam FPS oynarcasına rahatlıkla çözülebiliyor. Fakat oyun bir noktada normal FPS'lerden ayrılıyor. Herhangi bir nesneye doğru baktığınızda onu elinize alıp hareket ettirebiliyorsunuz. Yani farenizin sol tuşuna basılı tutarak bir nesneyi tutabilir ve istediğinizi yapabilirsiniz. Şöyle ki, kaçmanız ve saklanmanız mı gerekiyor? Hemen bir odaya girebilir ve kapının arkasına bulduğunuz kutuları sandıkları dizebilirsiniz. Dışarıda kalan düşmanlarınız size saldırmak için içeriye giremeyecektir. Tabi kendilerinin kapı kırabildiğini söylediğimi unutmamanızı da tavsiye ediyorum. Kapı demişken, kapıları da farenin sol tuşuna basılı tutarak ve fareyi ileriye ittirerek açıyoruz. Unutmayın, farenizi ne kadar hızlı ileriye iterseniz, kapı o kadar hızlı ve gürültülü açılacaktır. Pek tekin olmadığını düşündüğünüz kapıları yavaş hareketlerle açmanız sizin hayrınıza olacaktır. Yinede odalara bir Kara Murat edasıyla giriş yapmanız mümkün. Elinizde fener ya da 'Glowstick' denilen ufak ışık çubukları ile ne yapacağınıza karar vermeniz gerekiyor. Zira o odada bulunan sakinler sizin odaya giriş şeklinizden pek memnun kalmayabilirler. Bu noktada keşke Penumbra'ya bir kaç saldırı aleti ekleselermiş diye düşünmeden edemiyoruz. Çünkü düşmanlarınıza saldırma şansınız yok. İlk oyunda en azından kazmamız vardı ve düşmanları ekarte etmek amaçlı kullanabiliyorduk. Bunda ise sürekli kaçmak zorundasınız, bu da bazen oldukça sıkıcı olabiliyor. Bulmacalar, genellikle fizik kurallarına ve kimyaya bağlı kaldığından, kafanızı genellikle o tür şeylerle meşgul edeceğinizden de emin olabilirsiniz. Genel olarak son derece dengeli ve güzel hazırlanmışlar. Ancak bazı bulmacalar sizi zorlayacak.

Penumbra: Black Plague Korku, gerilim ve macera türlerini sevenler ve özellikle ilk oyunu oynayanlar için iyi bir tercih olacağı da su götürmez bir gerçek. Eğer Penumbra'ya bulaşmayı düşünüyorsanız, konuların devamlılığı açısından önce birinci oyunu oynayıp bitirin ve ardından Black Plague'ye geçin. Satın almayı düşünüyorsanız da, eğer bu yazıdan bir fikir edinemediyseniz, oyunun demosunu oynayabilir ve kendiniz bir fikir sahibi olabilirsiniz. Black Plague, biraz ilk oyunun mirasını yemesiyle, biraz da getirmeye çalıştığı yeniliklerle, sonuç olarak oynanabilir.


mac oyunlarõ