Simit denilip geçilmemeli

Simit denilip geçilmemeli

Simit deyip geçmeyin. Bazen bir aç karnı doyurur, bazen üretene kazanç olur. Bazen de çalışana ekmek kapısı. Küçüktür, ucuzdur demeyin. Her şeyden önce kutsaldır, nimettir. Açlığa derman. Bazen yumuşak, kabarık; bazen tahinli, sert gevrek olur nefislerde.

Bütün bu bildiklerimden bağımsız simitin az sonra anlatacağım hikayesinde olduğu gibi hayatımı derinden bu denli etkileyeceğini bilemezdim. Öğretmenliğimin ilk yıllarında ilk ders saatinde henüz öğrencilerin tamamı gelmemişken ön sıranın altında kurumuş, yarım simit gördüm. Sınıftakilere: “Bu simit kurumuş, çöpe atın. Yere düşüp dağılacak.” dedim. Öğrencilerden biri: “Öğretmenim o simit Gamze’nin. Gün aşırı bir simit alıp yarısını yarına saklar. Köyden geliyor, maddi durumları iyi değil.” deyince bir an duraksadım.

Ne diyeceğimi bilemedim. Duygularım boğazımı tıkadı. O saatten sonra Gamze için bir şeyler yapmam gerektiğini anladım. Parası olmadığı için kursa yazılamayan Gamze’yi kursa ücretsiz kaydettirdim. Derslerine bizzat girerek takip ettim. Bana olan ilgisini Türkçe öğretmeni olarak taçlandırdı. Atandı. Evlendi. Çocuklarıyla, nerden geldiğini bilecek kadar mutlu bir hayatı var artık. Birilerinin umuduyla oynanmayıp umudunu kırmayıp ona sahip çıkıldığında nelerin değişebileceğini mesleğimin ilk yıllarında bana öğreten Gamze öğrencime asıl ben minnettarım. Çünkü benim hakir gördüğüm yarım, kuru simit, Gamze’yi bugünlere taşıyan sahip olduğu umuduydu.

Etiketler:


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.