Teknolojiye Esir Olduk Üçüncü Bölüm

05.09.2020
10
Teknolojiye Esir Olduk Üçüncü Bölüm

Yavaş yavaş telefonlarımız şarj uyarısı vermeye başladı. Şarjı biten oflamaya puflamaya başladı. Nihayet benimki de bitip ev iyice kararınca ninem bir ümit sorusunu tekrarladı. Hepimiz karanlıktan korktuğumuz için iş babama düştü. Mutfaktan getirdiği mumu yaktı. Loş bir karanlık ve telefonsuzluk öldürüyor, boğuyordu bizleri. Herkes dertlenince ninem bir kez daha devreye girdi: “Sizin beğenmediğiniz bu ışığı bizler bulunca göbek atardık,” dedi. Burun kıvırdık, oralı olmadık. Babam sessizliği bölen kalın sesiyle: “Haklı,” deyip kısa kesti.

Babam çakılı olduğu bakkaldan ayrılamıyor, annem WhatsApp grubuna ayırdığı vakti bize ayırmıyor, kardeşimle ben Allah’a emanet yaşayıp gidiyorduk. Her şey bize güzel, diye düşündüğümüz bu hayatın en küçük sıkıntısını kaldıramayacak kadar bencil, mücadeleden yoksun ve sabırsız bir nesil olduğumuzun farkına varmadan yaşıyorduk.

Babamın ninemi haklı görmesinden cesaret bulan ninem açıldıkça açıldı: “Sizin yemediğiniz, içmediğiniz, beğenmeyip giymediklerinizi biz bulamıyorduk. Bulunca bizden mutlusu yoktu. Ya siz? Her şeye burun kıvırıyorsunuz. Marka ayakkabı, marka giysi olmayınca giymiyorsunuz. Sizin elinize aldığınızı o pahalı telefonları aldığınız yaşta biz muz nedir bilmezdik. Kremsiz, parfümsüz dolaşmadığınız günleri biz tarlalarda çatlak el ve dudaklarla geçirirdik,” diye dert yandıkça yandı. Herkes susmuşken o devam etti: “Mutluluk bizim için bir lolipopun; bir balonun; bir naylon, lastik ayakkabının ucundaydı. Lolipopu emdikçe emer, bitsin istemezdik. Bayramlarda yastığımızın altında saklardık kara lastik ayakkabılarımızı.”

Etiketler:


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.